23 Kasım 2020 Pazartesi

aşık kemiğiyle kehanet

Antik çağda özellikle koyun, keçi gibi küçük baş hayvanların aşık kemikleri oyun zarı ya  da kehanet için kullanılmışlar. Latince ''talus'' olarak adlandırılan bu kemikler Romalılar tarafından gündelik yaşantıda zar oyunlarında kullanılmaya başlayınca yeni bir anlam kazanarak oyun zarı ''tali'' olarak adlandırılmışlar.

Historia Animalium (Hayvanlar Tarihi) adlı eserinde aşık kemiklerini bilimsel olarak açıklayan Aristotales kemiğin dört yüzünü sınıflandırmış. Oyunlarda aşık kemiğinin yine aynı adlarla kullanıldığı, sadece kemiğin dört yüzünün belli sayısal değerlere karşılık geldiği anlaşılmakta. Buna göre kemiğin ''planus'' olarak adlandırılan kavisli tarafı 1 rakamına, ''supinus'' olarak adlandırılan iç bükey tarafı 3 rakamına, ''pronus'' olarak adlandırılan dış bükey tarafı 4 rakamına, ''tortuosus' olarak adlandırılan sarmal ve yassı tarafı ise 6 rakamına karşılık gelmekte. 

aşık kemiğiyle kehanet

Zar oyunlarına oldukça meraklı bir toplum olan Romalılar, aşık kemiklerinden yapılan bu zarları sadece günlük oyunları için değil, aynı zamanda geleceği öngören kehânetleri öğrenmek için de kullanmışlar.

Zar kehanetleri olarak adlandırılan bu kehânetler yorumlanma şekline göre; sayıların toplamına göre düzenlenen “sayısal kehânetler” ve alfabenin harflerine göre düzenlenen “alfabetik kehânetler” olarak iki şekilde yapılmışlar.

Bilici rahipler tarafından yapılan kehanetlerde beş veya yedi adet zar kullanılmış. Kehanet isteğinde bulunan kişi tarafından birer birer atılan zarlarda zarların toplamına gelen sayıya göre kahinler tarafından beş dizeden oluşan kehanetleri dile getirilmiş

Beşli zarda en yüksek sayı otuz ve toplam elli altı kehanet, yedi zarda ise en yüksek sayısal değer kırk iki olup yüz yirmi adet kehanet yer alıyor.

Epigrafik kanıtlara göre beş zarla danışılan sayısal kehânetlerin büyük bir bölümü, çoğunlukla iki metre yüksekliğindeki mermer blokların dört yüzüne kazınmış. Yedi zarla danışılan sayısal kehânetler ise bunlardan daha uzun olup kamu binalarının duvarlarına kazınmış fakat yedi zarlı kehanetlerden günümüze ulaşan hiç bir hiçbir yazıt bulunmamakta.

Genel olarak İ. S. 2. ya da 3. yüzyıla tarihlenen sayısal ya da alfabetik kehânetlerin çoğunluğunun özellikle Küçük Asya’da, Güney Phrygia, Lykia, Pisidia ve Kilikia’ya özgü olduğu kabul edilmekte.

Pisidia Bölgesi’nde Anaboura, Prostanna, Sagalassos, Takina, Kremna, Adada, Selge ve Termessos’ta; Lykos yanındaki Laodikeia’da ve Kibyra’- da; Lykia’daki Kitanaura ve Tyriaion’- da; Pamphylia’daki Attaleia ve Perge’- de; Dağlık Kilikya’daki Hamaksia ve Antiochia ad Cragum’da bu tür kehânet taşlarının dikildiği anlaşılmış, bu bölgelerde yapılan arkeolojik kazıların ve epigrafik araştırmaların sonucunda yirmi bir tanesi sayısal, on iki tanesi alfabetik olmak üzere otuz üç adet kehânet taşı bulunmuş ve yayımlanmış. Hazırlanması oldukça maliyetli ve zaman alan bu tür kehanet taşları genellikle kentin ileri gelen varlıklı aileleri tarafından ya da halk meclisi tarafından kentin ileri gelen bir yurttaşının onurlandırılması için yaptırılmışlar. 

Beş zarla danışılan sayısal kehânet taşlarından on sekizinin üzerinde çok az bir farkla aynı metnin kazınmış olduğu anlaşılmış. İşte bir kaç kehanet örneği;
(Doç. Dr. Asuman Coşkun Abuagla)

11163 = 12 Dümenci Tykhe’nin (sayısı). 
Üç (tane) bir ve bir (tane) altı ve beşinci (sayı) üç (gelirse):
Hiç acele etme, yola çıkmak mümkün değil, en iyisi beklemek. 
Eğer uçuk kaçık isteklerle davranırsan, kendine büyük zarar verirsin. 
Uygun zamanı (fırsatı) bekleyen kişi için her şey hayırlı olacaktır.  

44333 = 17 Serapis’in (sayısı). 
Eğer iki (tane) dört ve üç (tane) üç gelirse: 
Cesur ol, mücadeleye devam et. Zeus Ktesios savunucudur. 
Rakibini cezalandıracaksın ve kontrol altına alacaksın. 
(Zeus) işlerine mutluluk getirecek, buna karşılık sen şükranlarını sunacaksın. 

66633 = 24 Apollon’un (sayısı). 
Bekle, hareket etme! 
Phoibos’un kehânetlerine boyun eğ! 
Uygun fırsatın (geleceği) zamanı bekle, (ama) şimdi sakin ol! 
Eğer biraz sabredersen, dilediğin ne varsa, elde edersin.