14 Aralık 2020 Pazartesi

kahkaha tanrısı gelos ya da namı diğer risus ve gülme olgusu

 Mitolojide kahkaha tanrısı olan Gelos, Roma mitolojisine ve Latinceye Risus olarak geçmiş. Diğer tanrılara göre kısmen daha az bilinen Gelos daha çok şarap ve eğlencenin tanrısı Dionysos'la birlikte anılır. Sonuçta Dionysos'un olduğu yerde neşe ve eğlence,  eğlencenin olduğu yerde de kahkaha yani Gelos'un olmasından daha doğal bir  şey olamaz.

Olymposlu diğer tanrılarla esprili sözler ve kelime oyunlarıyla diyalog kuran Gelos, her zaman yüzünde hafif bir gülümsemeyle dolaşır. Apuleius'un (M.Ö 170) Altın Eşek isimli romanında anlattıklarından Gelos adına yılda bir festival yapıldığı, bu festivalde kahkaha tanrısını onurlandırmak için zekaya dayalı bazı şakalar ve oyunlar oynandığı bilinmekte. Altın Eşek kitabında yapılan şakaların günümüzde 1 Nisan'da yapılan eşek şakalarıyla benzer olması festivalin içeriğini daha kolay anlamamızı sağlayabilir. Sanırım bir tarafımız kahkahaya ve gülmeye olan ihtiyacımızı yılda bir de olsa hatırlatmaya ve Gelos'u bir şekilde yaşatmaya devam ediyor.  

Mitolojide  Gelos'la ilgili en ilginç detay ise Sparta'da bir tapınağının ve heykelinin olması. Sparta antik Yunanistan'da Lakedemonia denilen bölgede bir kent. Spartalılar dönemleri içinde en acımasız savaşçılar olarak bilinmekteler. Diğer Yunan kentlerine oranla edebiyata, sanata ve eğitime daha az önem veren Spartalılar çocuklarını yetiştirirken daha çok savaş ve hayatta kalma becerilerini arttırmaya yönelmişler.

Söylemek istediklerini  çok az kelimeyle ifade etmeleri ve az konuşmalarıyla tanınan Spartalıların bu özellikleri günümüzde çok az kelime kullanarak bir fikri ifade etmeyi tanımlamak için kullanılan Lakonizm teriminin de kaynağı. Spartalıların yaşadığı Lakedemonia bölgesinden adını alan Lakonizm sözden çok eyleme önem veren bir düşünce tarzıdır aynı zamanda.

Spartalıların kısa ve öz cümlelerle mizah anlayışını en iyi ortaya koyan örnek belki de Perslerle yapılan ünlü Termopylae Savaşında geçen şu konuşmadır;

Spartalı bir asker kral Leonides'e Perslerin ok bulutlarının güneşi kararttığını bildirir. Leonides'in cevabı ''Bu daha iyi, çünkü gölgede savaşacağız'' olur.

Bir yerde Atinalılar tarafından öldürülen Spartalıların resmini gören biri ''Bu Atinalılar cesur arkadaşlar'' deyince araya giren oradaki bir Spartalının cevabı ''Tuval üzerinde'' olur.

Böyle bir yaşam ve hareket tarzına sahip olan savaşçılığı ve cesareti ile ünlenen; mizah, gülme ve komedi deyince akla en son gelebilecek bir halkın kahkaha tanrısı Gelos'a inanması, adına tapınak yapması oldukça ironik elbette. 

Eski Yunan edebiyatı ve kültürel tarihi alanında uzman olan Prof. Edith Hall bu konuya şu şekilde bir açıklama getirir; ''Koruyucu kahkaha kalkanıyla insan varoluşunun karanlık yönleri hakkında psikolojik dürüstlük uygulamak daha kolaydır. Spartalılar'ın mizah ve askeri güçleri birbiriyle derinlemesine bağlantılıydı, çünkü tehlike karşısında gülmek moral toplamanın en etkili yollarından biridir''

kahkaha tanrısı gelos
Gülen Kız Portresi M.Ö 150


Bu noktada kahkahanın ve gülmenin psikolojisi, fizyolojisi ve felsefesi üzerinde düşünce ve tartışmalar giriyor devreye. Gülme olgusu üzerindeki tartışmalar düşünürler tarafından kısaca  “üstünlük,” “uyuşmazlık” ve “rahatlama” tezleri  etrafında gelişmiş.

M. Tillius Cicero M.Ö 55 yılında yazdığı De Oratore adlı kitabında İlk Çağ'da gülmenin kendine özgü doğasını, onu neyin harekete geçirdiğini, merkezini, dışa vurumlarını, irademize rağmen onu tutamayıp aniden nasıl patladığını, aynı anda böğrü, ağzı, damarları, gözleri, çehreyi etkisi altına aldığını keşfetme işinin atomcu filozof Demokritos’a  ait olduğunu anlatır. 

Demokritos (M.Ö 460-370) gülmeyi toplumsal eleştiri olarak alır ve döneminin toplumsal yapısındaki yozlaşmayı ancak gülerek eleştirebileceğini söyler; çünkü insanların saygısızlıkları, yalanlar, hırsızlıklar, siyaset ve ekonomideki düzensizlik, eşitsizlik, riyakârlık gibi pek çok olumsuz etmen ona göre, insanların aptallığındandır ve son derece mantıksız olduğu için de gülünçtür.

Takip eden dönemlerde filozofların bazıları gülmeyi içimizdeki zafer duygusunun açığa çıkması olarak yorumlar. İnsanların etrafındakilerin fiziksel ya da zihinsel zayıflığı ya da hatasını farkettiklerinde kendisinin asla bu duruma düşmeyeceğini düşünerek üstünlük duygusuyla güldüğünü savunurlar. Thomes Hobbes bu fikri öne sürenlerden biridir.

Arthur Schopenhauer gibi bazı filozoflar ise gülmeyi uyumsuzluk kuramıyla açıklar. Kişi duyularıyla algıladığı şeylerle kuramlar arasında bir uyuşmazlık farkedince bu çatışmadan mizah ve gülme duyusu ortaya çıkar. 

Konuyu başka bir açıdan ele alan Nietzsche'nin iddiası ise çok çarpıcıdır. Böyle Buyurdu Zerdüşt (1883–85) adlı kitabında da değindiği üzere gülmek sadece insanın hissedebileceği varoluşsal yalnızlık ve ölümlülük duyusuna karşı bir tepkidir. “İnsan o kadar acı çeker ki, tüm canlılar içinde yalnız o, gülmeyi icat etmek zorunda kalmıştır”  diyerek gülmeye olan ihtiyacın hayati olduğunu vurgular. Eğer kişi içsel anlamını kavrayarak gülmeyi becerebilirse o zaman üst insan olmayı başarabilecektir.

Herbert Spencer’ın geliştirdiği rahatlama ya da sıyrılma kuramı ise gülmeyi, sinirsel gerilimimizin boşalması olarak” tanımlar. Sigmund Freud, gülmeye ilişkin geliştirdiği “rahatlama kuramı”yla Espriler ve Bilinç Dışı ile İlişkileri (1905) kitabında zekâ, komik ve mizahı birbirinden ayırır. İnsanda bunların her biri için belli bir görev olan enerji birikimi vardır” 

İslam düşünürlerinde kısaca, gülmenin ana maddesi ve “çekim gücü” kandır. Örneğin, İshâk el-İsrâ’îlî, “Gülme, göğüs kaslarının bir titremesi, kaynama hâlinde olan kanın sesidir” der. Kanın ve doğal sıcaklığın “baskı altında tutulduğu” yani yavaşladığı ölçüde kişi melankolik, hızlandığı ölçüde neşeli olur (çünkü kan bedene sıcaklık verir). Bu yüzden, gençler daha dinamik, şakacı, gülmeyi seven insanlarken, yaşlılar daha solgun, üzüntülü ve bunalımlıdır.

Gençlerin başı çektiği Gezi Parkı eylemleri sırasında zirve yapan mizahı düşündüğümüzde İslami düşünürlerin gülmeye dair tezlerine hak vermemek mümkün değil.

Ülkemizde mizah son yıllarda ikinci zirvesini yaşıyor. Geçtiğimiz günlerde yabancı bir gazetede yer alan bir haberde ülkemizin, dünyada ekonomisinin kötüye giden ilk 4 ülke arasında olduğu ve bu gidişatı mizahla ve gülerek karşılayan tek halkın ise bizler olduğunu anlatan bir haber vardı. İçinde bulunduğumuz koşullarda gülebilmemiz pek de normal bir durum değil anlaşılan 😃Belli ki Spartalılar gibi bizim de bu çelişkili halimiz gelecekte düşünürleri üzerinde epey düşündürecek...

Umarım 2021 normal koşullarda gülebileceğimiz bir yıl olur. Gelos sizlerle olsun😅


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme