Cumartesi, Temmuz 22

agave... hangimiz sabır otu değiliz ki?

Agave tanrıların gazabına uğrayan ve çektiği acı nedeniyle yine tanrılar tarafından doğadaki bir bitkiye dönüştürülen; sabır otu olarak acılarına son verilen, mitolojinin en dramatik kahramanlarından biri.

Antik Yunanistan'da Thebai kentinin kralı Kadmos'un kızıdır Agave. Diğer üç kız kardeşiyle mutlu mesut devam eden hayatları, çapkın tanrı Zeus'un, kızkardeşleri Semele'ye göz dikmesiyle hareketlenir ve kaderleri şekillenir.
                                                               
Semele'ye aşık olan Zeus kılık değiştirip güzel prensesle birlikte olur. Zeus'un çapkınlıklarını yakın takipte olan karısı Hera, Semele ile ilişkisini farkedince; yaşlı bir kadın kılığında prensesin yanına gelip, onun güveninin kazanarak sırrını kendisine açmasını sağlar. Genç kız yaşlı kadına hamile olduğunu ve çocuğunun babasının Zeus olduğunu söyleyince, kurnaz tanrıça şüphe tohumlarını ekiverir oracıkta Semele'nin kalbine. Ya çocuğunun babası kendisini Zeus olarak tanıtan sıradan biriyse?

Genç kıza sevgilisi yanına geldiğinde  tüm azametiyle kendisine görünmesi için ısrar etmesini, tanrıyı gerçek haliyle görürse ancak o zaman birlikte olduğu adamın Zeus olduğuna inanabileceğini söyler Semele'yi ortadan kaldırmaya kararlı tanrıça Hera. Tanrıların ne kadar kıskanç ve güvenilmez olduğunu nereden bilsin zavallı Semele?

zeus ve semele
                                                  Zeus ve Semele (Rubens 1640)

Gece olup el ayak çekildiğinde soluğu Semele'nin yanında alan Zeus'u,aklı sorularla dolu bir sevgili beklemektedir. Genç kızı kendisine tüm tanrısallığıyla görünmesi ısrarından vazgeçiremeyen Zeus, bir şimşek huzmesi olarak tüm tanrısallığıyla sevgilisinin karşısına dikilmek zorunda kalır. Ölümlü birinin  yaşarken bir tanrıyı görmeye dayanamayacağı gerçektir. Zeus'un göz alıcı aleviyle ateşler içinde yanan Semele'nin karnındaki 6 aylık bebeğini yanmaktan kurtaran tanrı, çocuğunu baldırına dikerek orada büyümesini sağlar. 3 ay sonra baldırında gelişimini tamamlayan, kimilerine göre adı iki kere doğan anlamına gelen oğlu şarap ve eğlence tanrısı Dionysos'u dünyaya getirir Zeus ve bebeği büyütmeleri için Nysa Dağındaki perilere verir.

Semele'nin ölümünden sonra Agave ve kız kardeşleri, Semele'nin Zeus'tan değil, rastgele bir adamdan hamile kaldığı dedikodularını yayarlar etrafa. İşte bu dedikodular; gelecekte Agave'nin talihsiz kaderinin belirleyicisidir. Agave evlenir ve dünyaya getirdiği oğlu Pentheus, ileride Thebai kentinin kralı olur.

Bu arada Dionysos tanrısal güçlerine kavuşmuş, Hindistan'dan Anadolu'ya dünyayı dolaşmış ve dinini yaymaya başlamıştır. Annesinin kenti Thebai'ye geldiğinde, kentte bir tanrı olarak kabul görmez ve kentin kralı olan yeğeni Pentheus dayısının dinini yasaklar. Teyzesi Agave'nin dedikoduları bir tanrı çocuğu değil, herhangi bir ölümlüden olma şüphelerini doğurmuş; tanrısallığı zan altında kalmıştır. Dinini yasakladığı yetmezmiş gibi; Penteus tarafından yakalanıp bir zindana tıkılır.

Tanrıların öfkeleri yeğin, hafızaları güçlü, intikamları acı... Unutur mu hiç Dionysos kendisine ve annesine yapılanları? Zindanı ve sarayı şimşeklerle yakıp yıkarak oradan kurtulan Dionysos'un, teyzesi Agave ve yeğeni Pentheus'tan korkunçtur aldığı intikamı...

pentheus'un ölümü
                                      Pentheus'un Ölümü (Kırmızı figür kap M.Ö 480)

Dionysos önce annesi Semele'nin dedikodusunu yapan teyzeleri Agave, İno ve Autonoe'yi çıldırtarak kadın takipçileri olan  Menadların arasına karışmalarını sağlar.
Antik çağın en büyük trajedi yazarlarından biri olan Eurypides'in (M.Ö 480-406) yazdığı Dionysos ve müritlerini anlatan Bakhalar oyununda şöyle anlatır şair Bakhos( Dionysos) ve kadın müritleri Bakhalar'ı:

Dionysos'a hoş gelen Trieterit (Dionysos'a hoş geldin bayramı) bayramlarında
Koşmak ne güzel dağlarda
Bakhos alaylarının ardından!
Sarılıp gezmek ceylan postuna,
serilip yatmak toprağa.
Yakalayıp boğazlamak yaban tekelerini,
kanlarını içmek çiğ çiğ yemek etlerini!
Euhoi! diye bağırınca Bromios (Dionysos)
atılmak Lidya'nın, Frigya'nın dağlarına!
O zaman yeryüzünde derelerde süt akar,
derelerde şarap akar, bal akar:
Bakhos elinde kızıl alev saçan narteks,
sihirli gür saçları rüzgarda,
koşturur peşinden dağlara düşmüş koroları.

Dionysos büyüyle Pentheus'un aklına Annesi Agave, teyzeleri ve Thebaili diğer kadınların ormanda neler yaptığını gözetlemek fikrini sokar. Genç kral ormanda gizlendiği bir ağacın arkasında Menadları izlerken Dionysos, çıldırttığı Agave ve diğer teyzelerinin ağaçların arkasındaki Pentheus'u vahşi bir aslan olarak görmelerini sağlar. Şarabın ve Dionysos'un büyüsünün etkisiyle çılgınca saldırırlar Pentheus'a kadınlar. Çıplak elleriyle delikanlıyı parçalamaya başlarlar. Teyzesi İno koparınca bir kolunu vücudundan; uzatır öbür elini diğer teyzesine kurtarsın diye kendisini. Diğer kolu da Autonoe tarafından koparılan Pentheus çaresizce haykırır ''Annee'' diye ama nafile. Vahşi bir aslanla mücadele ettiğini sanan Agave, ayırıverir aslanın vücudundan başını.

Aslanın kanlı başı elinde koşarken Thebai'ye, babası Kadmos'u görür Agave. Büyünün etkisinden kurtulmasıyla birlikte elinde oğlunun vücudundan ayrılmış başını bulur elinde... Agave ne yapsın? Nasıl dayansın? Hangi taşa vursun başını? Nasıl yolsun tel tel akılsız başındaki saçını? Nasıl geri getirsin kendi eliyle yer altına yolladığı evladının canını?

Agave'nin çektiği acıya değil insanlar, tanrılar bile dayanamaz daha fazla. Agave'nin bedeninden yaratırlar sabır otunu. Kökleri kuru toprağa sımsıkı tutunan, dikenli yapraklarıyla tüm olumsuz koşullara direnen bir otun bedeninde yaşamını sürdürür Agave. Nasıl dayanamasın olumsuz koşullara ve iklime? Soğuk, sıcak, susuzluk, yağmur, rüzgar işler mi evladını kaybetmenin acısını görmüş bir anneye?

sabır otusabır otu






                                                   (Agave) Sabır Otu ve Çiçeği

16 yıl... 17 yıl... 18 yıl sabreder Agave. Susuzluğa dayanır... Rüzgara, sıcağa, soğuğa direnir sabır otu. Ve bir gün yıllarca biriktirdiği enerjisiyle  hızla uzamaya başlar.... 10 metre... 11 metre... 12 metre... Filiz verip uzadığı yerde çiçekler açmaya başlar sağlı sollu. Upuzun bir şamdanı andıran göz alıcı çiçekler... Çocuğunu kimselerin ulaşamayacağı güvenli bir yere taşır gibi erişilemeyecek yükseklikte açtığı çiçekler... Tıpkı evladını koruyup kollayan bir ana gibi. Ve bir iki yıl içinde varını yoğunu, tüm enerjisini açtığı çiçeğe harcayarak kurumaya başlar Agave. Yaklaşık 20 yıllık ömrünü bir çiçekle taçlandırıp yok olur sabır otu.

Var oluş efsanesi dayanılamayacak bir acıya dayanır belki fakat, kısacık ömrüne bakacak olursak; insanın doğadaki izdüşümü gibidir Agave... Hangimiz sabır otu değiliz ki?

sabır otu agave


Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Atıf 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. Bu yazının tüm hakları yazara aittir. Kaynak göstermeden kopyalanamaz ve alıntı yapılamaz.

Pazartesi, Temmuz 17

yalıçapkını kuşuyla yaşama dönen aşk... alcyone ve ceyx

Yalıçapkını kuşu, renkli tüyleri kısacık boynuna inat büyük kafası ve upuzun gagasıyla su kenarlarında sürekli avını gözleyen, eşiyle birlikte avlanıp yavrularını büyüten, avcılıktaki becerisiyle hayranlık uyandıran bir kuş. Avını gördüğünde su kenarlarında tünediği yerden avı üzerine bir savaş uçağı kadar süratle inen, uçarken mavi bir ışık huzmesi gibi görünen, uçarken çığlığı andıran tiz sesiyle öten bir balıkçı kral.

Yalıçapkını eşinden ayrılmadan yavrularını büyüten evcimen bir kuş. Onun bu tarzına uygun bir hikayeyle taçlandırmış geçmişte insanlar yalıçapkını kuşunu... Fiziksel güzelliklerinin yanı sıra birbirlerine olan derin aşklarına ölümlüler kadar tanrıların da hayran olduğu  Alcyone ve Ceyx (Alkyone ve Keyks) efsanesiyle almış yalıçapkını kuşu mitolojide yerini.

Cuma, Temmuz 7

tarihin tanıklarından mirzaoba köyü ve mudanya

Yolunuz Trilye veya Mudanya'ya düşerse; Mudanya dağlarına yaslanmış, mağrur bir edayla Marmara denizine hakim tepelerden Mudanyayı izleyen, Çanakkale Savaşında en fazla şehit veren köy unvanına sahip Mirzaoba köyüne uğramadan geçmek büyük haksızlık.

Arkadaşlarla çıktığımız gezide biz bu haksızlığı yapmayalım, tarihi bu topraklar için savaşmak ve asker yetiştirmekle geçmiş bir köye gece bile olsa uğramadan geçmeyelim dedik ve uğradık.

Şafak tanrıçası Eos altın arabasına binip, kardeşi güneş tanrısı Helios'a dünyanın kapılarını açmadan, gecenin sessizliği ve koyu karanlığında ulaştık Mirzaoba köyüne.  Marmara denizini Mudanya dağlarının zirvelerinden, güneşin ışıkları altında değil belki ama Mudanya'nın ışıklarının düşen aksiyle izledik; geceyi delip geçmeye çalışan bakışlarımızla.