Cuma, Eylül 2

deniz ve baba

Şöyle boş zamanlarımda birkaç satır karalayıvereyim diye yazmaya başlayalı iki sene, bu süre zarfında, arkeolojiyi rehber alarak yazılan; mitolojiden eski çağ felsefesine, tarihten tarihsel bakışlı gezi yazılarına 99 makale olmuş.

Mitoloji ve tarih içerikli makalelerde, doğadaki çiçeklerden tutun da, ırmakları, ağaçları,savaşları, ülkeleri, kentleri,  kahramanları, kadınları, anaları, kimi zaman da aşkları anlatan pek çok konuya değinmişim; bir konu hariç...

100. yayın benim için çok özeldi, bu nedenle bugünkü makaleyi; hayatımızda önemli bir yer tutan, çok değerli bir varlığa, babalarımıza, babalara ayırmak istedim.

Antik çağda çoğu kara parçası (Asia, Europa v.b) dişil isimlerle adlandırılırken, batımızı çevreleyen Ege Denizi adını, bir efsaneye göre bir erkekten; sıradan bir erkek değil bir babadan almış.

adını aşkın verdiği kıta… europa

Mitolojide hikâyelerin yarısı kahramanlık ve diğer konuları kapsarken; geri kalanı, aşk ve tanrıların çapkınlıkları üzerinedir belki. Bunlar arasında;  Zeus'un akla hayale gelmeyecek, şekilden şekle girdiği çapkınlıkları hiç de azımsanmayacak bir yer tutar.

Tanrılar tanrısı Zeus, günümüzün sanal jönlerine benzer biraz. Nasıl ki, sanal âlemde kılıktan kılığa, şekilden şekle giriyorsa çapkınlar; antik çağda da, klavye arkasından iş çevirme olmadığına göre, kıskanç karısı Hera'nın gözlerinden kaçmak için, var olan dünyevi canlıların şekline bürünür Zeus. Güzel bir kız gördüğü anda hangi yöntemleri kullanmamıştır ki çapkın tanrı? Her kaçamağında; uçan kuştan, yerde sürünen yılana, gürbüz bir boğadan, sudaki kuğuya kadar, her canlıyla şansını denemiştir hemen hemen. Zeus'un gönül işleri arasında en ünlülerinden biri, Avrupa kıtasına adını veren, Europa ile aşkını anlatıldığı mitolojidir.