12 Aralık 2019 Perşembe

balayı tatili için dört mevsim öneriler

Bu aralar ne zaman sayfamı ziyaret edenlerin hangi aramayla geldiklerine baksam; karşıma balayı tatili için öneriler başlığı çıkıyor. Raytingi mi yüksektir, yoksa herkes gideceği yeri ararken nasıl olsa en güzel yeri balayına gidenler bulur mantığıyla mı bu tür aramalarla kendisine gidecek yer bulur bilemiyorum.

İşin ilginç  tarafı Google arama motorunda balayı için gezi önerisi arayanların sayfamdaki gezi yazılarına ve mitolojideki aşk hikayelerine gelmiş olması ki; biraz gezginlerin vardır elbet bir bildiği diyerek, biraz da balayı için öneri arayanları sayfamdan boş çevirmemek amacıyla😀😌 ülkemizin gezilip görülmeye değer yerleriyle ilgili şöyle birkaç tavsiye de ben karalayayım istedim 😃

Yaptığım öneriler balayında sizi memnun eder mi bilemem ama gezmeye, görmeye ve eğlenmeye meraklıysanız belki işe yarayabilir.

olympos antik kenti
                                                         Olympos Antik Kenti

Efenim her ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de evlilik hazırlıkları tamamlanıp düğüne dair tüm detaylar halledildikten sonra düğünün yapıldığı mevsime bağlı olarak çiftlerde bu birlikteliği taçlandıracak en güzel balayı nerede geçirilir arayışı başlar. Her  mevsimin güzelliğinin farklı hissedildiği bir ülkede yaşıyor olmak bu soruya daha kolay cevap bulmamızı sağlıyor orası kesin.

Kış mevsiminde balayı yerleri
Kışın balayı için gidilecek yerler Türkiye için oldukça bol seçenek sunar. Size de bu seçenekleri değerlendirmek ve hem kesenize hem zevkinize en uygun olanı tercih etmek kalır. Bunların arasında en önemli yeri kayak merkezleri ve kaplıca bölgeleri tutar elbette. Eeee karlı kış günlerinde zaten başka ne yapabilir ki? Ya karın keyfini çıkarıp özgürce karlar üzerinde gerektiğinde iliklerinize kadar üşüyerek doğaya kafa tutacaksınız; ya da sıcak termal havuzlarda yorgun bedeninizi iyice gevşetip gerektiğinde şifa bulacaksınız.

Kış aylarının sert ve bol karlı geçtiği bölgeler dışında ılıman iklime sahip bölgelerin yüksek dağları da son yıllarda kayak yapmaya ve konaklamaya uygun hale getirildiği için seçenekler oldukça fazla.
Ülkenin hemen hemen her bölgesinde karlarla çevrili birbirinden güzel doğa manzarası sunan kayak merkezleri  mevcut. 

Kış balayı yeri arayanlar için mevsimin  ne kadar sert ve çetin geçtiği beni bağlamaz ben karların bol tesislerin çok olduğu bir yerde kayağımı yaparım derseniz Erzurum Palandöken, Kars Sarıkamış, Kayseri Erciyes, Bursa Uludağ,  Bolu Kartalkaya, Kastamonu Ilgaz kayak merkezleri tercih edilebilir.

Ben nerede olsa kayarım ama ılıman iklimde bir yer olsun hem kayak yapayım hem karlardan uzaklaşıp çevreyi de gezeyim diyenler  Isparta Davraz, Denizli Nikfer, Antalya Saklıkent,  Kocaeli Kartepe, İzmir Bozdağ gibi seçenekleri değerlendirebilirler.

Özellikle kış mevsiminde vazgeçilmezlerden olan termal oteller balayı için de bir seçenek olabilir. İster doğal ve tarihi güzellikleri yakınlarında barındıran Pamukkale gibi çok tercih edilen bir bölge, istenirse lüks termal otelleri ve her yerden ulaşım kolaylığıyla Afyon bölgesi seçilebilir.
İkizdere, Gönen, Armutlu, Güre gibi  termal tesislerin bulunduğu merkezler de balayı için düşünülebilecek yerler.
aizonai
                                                     Aizonai Zeus Tapınağı

Biz bunları zaten biliyorduk diyenler için benim önerim ise yukarıda saydıklarımı tek başına içinde barındıran bir gizli cennet. Hem kar, hem huzur, hem kayak hem termal istiyorum diyen balayı çiftlerine tüm bunların yanı sıra romantik bir konaklama imkanı da sunan Murat Dağı’nı tavsiye ederim. Kısa da olsa bünyesinde bir kayak pisti barındıran, ülkemizde en yüksek rakımlı termal su olma özelliğine sahip bir de termal tesis bulunan Murat Dağı antik çağda ana tanrıça Kibele’nin kutsal dağı olarak kabul edilen dağlardan biri.

Üstelik dağda olmak sizi biraz sıkarsa aracınıza atlayıp ana tanrıça Kibele’nin kutsal dağından yeşilin tüm tonlarıyla yamaçları örttüğü ağaçların arasından kıvrıla kıvrıla inen Gediz nehrini izleyerek  aşağılara doğru inebilirsiniz. Eski Gediz’in otantik sokaklarında dolaşıp tarihe tanıklık edip tüm doğa koşullarına direnmiş yapıları seyre dalabilirsiniz. Buradan aracınızın istikametini Çavdarhisar’a doğru çevirip günümüz yerleşiminin aralarına serpiştirilmiş halde korunagelmiş kendine özgü yapılarıyla  Aizonai antik kentini gezebilirsiniz.

Ve bütün bu olanakların tümünün sadece elli kilometre karelik alanda aynı zaman diliminde nasıl olup da bulunabildiğine şaşırıp Anadolu’nun bu cömertliğine duyduğunuz minnetle ve başka yerlerdeki bir günlük tatil ücretiyle bir hafta geçirerek tatilinizi noktalayabilirsiniz.😉

Ne kar ne de termal isteriz diyenler için ben de ve özellikle aylardan Şubat ise Datça diyorum. Muhteşem güzellikteki Knidos antik kentiyle, bir sanatçının elinden çıkmışçasına uzanıp giden koylarıyla ve taş  döşeli Datça sokaklarıyla balayı tatili yapılabilecek en güzel yerlerden biri bana göre Datça. Şubat ayında açan badem ağaçlarının doğayı şenlendirmesini izlemek için bile tercih etmeye değer. Baharın habercisi bu doğa olayını şu yazımı okuyarak daha anlamlı kılmak da ihtimal dahilinde.

Sonbaharda balayı yerleri
Sonbaharda evlenen çiftlerin balayı için seçenekleri  hem çok hem de  yelpaze oldukça geniş.  Sonbaharın her ayı farklı  mevsimsel özellikler taşıdığı için aylara göre gidilecek yerleri belirlemek belki de daha doğru olur.

Sonbaharda yarı kış yarı baharı hissettiren  Kasım ayı belki de balayı için en romantik aydır. Kasım ayı için zevkinize ve ilgi alanınıza uygun balayı yeri seçmek bu özel tatili daha keyifli ve unutulmaz kılacaktır. Doğayı adeta bir sanat eserine dönüştüren sonbahar sizin balayı tatilinizi de bir efsaneye dönüştürebilir.😉

Tarihe ilgisi olanlar geçirdiği bu süreyi kültürel anlamda zenginleştirmek isteyebilirler. Kasım ayında çoğu ören yerinin yaz mevsimine göre gezmesi daha kolay olmasının avantajını kullanabilirler.

Kovada Gölü
                                                            Kovada Gölü

Bana göre Kasım ayında balayı tatili için gidilebilecek en güzel yerlerden biri yükseklerdeki yerleşimiyle Burdur yöresindeki  Sagalassos antik kenti ve çevresi olabilir. Sagalassos’da tarihe dokunurken, Kovada Gölünün ve Eğirdir Gölünün sonbaharın bütün renklerini içinde barındıran doğal güzelliğiyle büyülü anlar yaşayabilirler. Bu alana yakın Yazılı Kanyonda hem doğanın keyfini çıkarıp hem de kanyonda taşlara yazılmış olan ünlü filozof Epiktetos’un bir şiirini görebilir, felsefeyi de balayı tatillerine katabilirler.

Balayı tatiline geldik o kadar koşturmadan sonra şöyle  doğada baş başa huzurlu bir dinlence de olsun diyen balayı çiftlerine küçük romantik bir yer önerim de var tabii bu bölgede😊Karacaören barajının romantik atmosferinden faydalanıp çevresinde hafif yürüyüşler yapıp, kanoyla gölün keyfini çıkarabilirler. Burada daha çok meditasyon yapanların tercih ettiği; konumu, mimarisi ve içeriğiyle farklı konaklama seçenekleri bulabilirler.

Biz  daha bilindik bir yere gitmek istiyoruz diyenler için de sizler de çoğunluğa uyup Yedigöller ve Abant ‘ı tercih edin diyebilirim.😀
Olympos Antik Kenti Gündoğumu
                                          Olympos Antik Kentinde Gün Doğumu

Eylül ve Ekim ayının en büyük avantajı hem sonbaharı, hem de yazdan kalma günleri bir arada yaşatabilmesi. Bu ayda bence gidilebilecek en güzel yer Antalya Olympos olacaktır. İster tekne turlarıyla ister muhteşem kumsalların çevrelediği koylarında denizin tadı çıkarılabilir; başta Olympos antik kenti olmak üzere çevredeki Phasalis,Rhodiapolis, Limyra gibi antik kentler gezilebilir; Adrasan ve Gelidonya feneri gibi özel alanlar görülebilir. Beydağları Milli Parkı içinde yer alan ve koruma altında olan bu özel bölge ülkemizin kısmen daha el değmeden kalabilmiş olması nedeniyle daha doyurucu bir balayı tatili imkânı sunabilir.

Bu aylarda deniz ve doğadan faydalanmak isteyenler için yazı geride bırakırken sakin sahil kasabası havasına geri dönen Kaş başka bir seçenek olabilir. Bu bölgeye gitmişken Kekova Körfezinde yapılacak bir tekne turuyla balayı tatili taçlandırılabilir.

İlkbaharda balayı yerleri
Bol seçenekli geniş bir yelpazede tatil imkânı sunan ilkbaharda doğanın uyanışını gözler önüne serecek alanlar seçilmeli bana göre. Bu mevsimde ülkenin her yerinde ayrı bir güzellik yaşamak olası.  Gerek Urfa, Antep, Adıyaman Mardin dörtlemesiyle kadim uygarlıkların izlerini takip etmek; gerek İç Anadolu’nun kırsallarındaki meyve ağaçlarının çiçeklerle giydirilmiş renkli entarilerini izlemek farklı alternatifler olabilir.

Zeytintaşı Mağarası
                                                            Zeytintaşı Mağarası

İlkbaharda benim önerim yaz mevsiminde sıcağıyla bunaltan Antalya’nın doğusunda, doğal ve tarihi güzellikleri arasında güzel ve hareketli bir balayı tatili geçirmek olurdu sanırım. Zeytintaşı Mağarası, Dim Mağarası, Cüceler Mağarası ve Damlataş Mağarası gibi birbirinden ilginç mağaraları; Sapadere Kanyonu, Tazı Kanyonu ve rafting imkânı da sunan Köprülü Kanyon gibi kanyonları, Oymapınar Barajı, Manavgat Şelalesi, Dim Çayı, İbradı Ormanları gibi doğal güzellikleri, Side, Aspendos, Perge ve Silyon gibi antik kentleriyle Antalya’dan Alanya’ya uzanan coğrafyada unutulmaz bir tatil yapılabilir sanırım.

İlkbaharın en güzel yaşandığı bir diğer yer; efsaneleri, bir birinden güzel otantik köyleri, buz gibi akarsuları ve muazzam körfez manzaraları sunan ormanı ve denizi gözlerde buluşturan Kazdağıları kuşkusuz.

Yaz ayları için balayı yeri arayanlar ise kendi seçeneklerini kendileri yaratmalılar artık 😆Akdeniz veya Ege kıyılarında bir otelin şezlongunda pinekleyip kızgın kumlardan serin sulara atlayabilecekleri gibi, Karadeniz’in yaylalarında serinleyip Trakya’nın muazzam ormanlarında doğayla buluşmayı tercih edebilirler.

Google’ın artık kazayla mı yoksa hatayla mı gönderdiğini bilemediğim, bu defa hiç olmazsa daha alakalı bir metin olan bu sayfaya yönlendirileceklerini varsaydığım sevgili balayı çiftleri; umarım bu kabataslak yazılmış yazıdan ufak da olsa işinize yarayan birkaç şey bulur ve en azından boş dönmemiş olursunuz diyor ve keyifli bir balayı tatiliyle başlayan, sağlık ve mutlulukla devam eden yıllar diliyorum.😌😌


duvar saati

Bir haller oldu odamdaki saate...
Ya beslendiği enerji köreldi;
ya da kendisine dayatılan
göreve isyan etti.
Unuttu titizlikle uyması gereken
zamanın düzenini
ve durmak yerine olduğu yerde;
kendi halinde takılmayı
tercih etti belli ki...
Haftalar geçti alıştırdı beni de
kendi boşvermişliğine...
Ne onun zamanı doğru ölçme gibi
bir derdi var;
ne de benim
zamana uyma kaygım.
Ne ben onu düzeltme
derdindeyim;
ne o beni zamanın
içinde tutma telaşında.


Hangi zaman diliminde
gidip geliyor;
işte orası muamma.
Kimi zaman
saatler üçü gösterirken
o yedide ısrarda.
Kimi zaman saatler yediyken
o dördü zorlamakta.
Zaman dilimine karar vermek de
bana kalıyor...
Üstelik ne dönme hızı sabit,
ne de aynı tempoda;
bir gün gerçek bildiğimiz zamanla
bir saate düşerken mesafe,
tam aradaki farkı
kapattı kapatıyor derken;
başka gün beş saat açmış arayı
gittikçe uzaklaşıyor.


Onun düzene baş kaldırısı
beni de sürüklüyor arada.
Yorgunsam günün belli saatinde;
gözüm duvarımdaki
asi saatime kayıyor istemsizce.
Gün saatin kaçında
ne onun ne de benim umrumda.
Ölçüm onun ölçüsüne uyuyor
işime geldiğince...
Gün gecenin bir vaktine gelmişse
ve saatim beşi gösteriyorsa kendince,
gönlüm çalışmaktan yanaysa
bütün hevesiyle;
diyorum saat sabah beş
''gün yeni başlıyor haydi iş başına''
Gün sabahı yeni aşmışsa daha
ve üzerimdeki tembellik
beni paydosa zorluyorsa;
onun gösterdiği beş
can kurtarıcı oluyor miskin bedenime.
Ohooo diyorum
gün neredeyse akşama kavuşmuş,
istirahat etme vakti
gelmiş de geçiyor bile...

Hem zaman dediğimiz nedir ki?
Bize dayatılan,
arasına sıkıştırıldığımız
çelikten bir mengene...
Zamana hizmet etmek değil
direnmek gerek gerektiğinde...
Evrenin saatini kontrole
yetmiyorsa gücümüz;
kendi saatimizi
kontrol etmek gerek belki de...
Duvarımdaki saat
baş kaldırabiliyorsa
kendine dayatılan zamana;
asi bir inatla dönebiliyorsa
dilediği hızda ve tempoda,
ben neden uymalıyım
beni kontrol eden zamana?
Üstelik durmak yerine
direniyorsa hala kendi bildiğinde
ve tükenen enerjisine rağmen
dönüp duruyorsa kendi ekseninde;
ben neden durmalıyım?
Öyle bir bağ gelişti ki
zaman içinde aramızda;
o ısrar ediyor saat on artık uykuya diye,
ben direniyorum
gün yeni başlıyor nedir bu acele?

Zamanı doğrulamak
zorunluluk olursa arada;
önce onun gösterdiği zamana,
sonra telefonumdaki
evrenin dayattığı saate bakıyorum
ve şöyle diyorum saatime;
iki seçenek tek seçenekten
her zaman evla.
Yaşam hep
iki seçenekten ibaretken,
neden zamanı
tek seçenekte tutmak için
bu anlamsız gayret?
iki seçenekli bir zamanda
mutluluğu gösteren
saat hangisiyse;
doğruyu gösteren saatimiz
o olmalı elbet.