2 Ekim 2020 Cuma

sisifos cezası ne anlatıyor

 Kral Sisyphos'un efsanesi mitolojide düşünür ve yazarları en fazla meşgul eden efsanelerden biridir belki de...

Korinth kralı Sisyphos (Sisifos) iki şekilde ünlüdür mitolojide; yaşarken akıllara durgunluk verecek zekasıyla yaptığı kurnazlık ve hilebazlığıyla, ölümden sonra ise çektiği cezayla.

Sisyphos'un yaşamındaki hile ve kurnazlıklardan hem ölümlü insanlar, hem de ölümsüz tanrılar alır payını. Yaşamında Thanatos'u (Ölüm) sıkıştırıp kıskıvrak yakalayıp zincire vuran, öldükten sonra yer altı tanrısı Hades'i bile kandırıp yer yüzüne dönen hilebazların piridir kurnaz kral.

Tanrılar tarafından yakalanıp tekrar Tantaros'a (Cehennem) gönderilir ve tekrar kaçmaması için de sonsuz bir ceza verilir kendisine. Ceza Homeros'un dizeleriyle ulaşır günümüze;


Sisyphos'u gördüm korkunç işkenceler çekerken:
Yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı
ve de kolları ve bacaklarıyla dayanmıştı kayaya,
habire itiyordu onu bir tepeye doğru
işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam,
ama tepeye varmasına tam bir parmak kala,
bir güç itiyordu onu tepeden gerisingeri,
aşağıya doğru yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya,
o da yeniden itiyordu kayayı tekmil kaslarını gere gere,
kopan toz toprak habire aşarken başının üstünden,
o da habire itiyordu kayayı, kan ter içinde.


sisifos işkencesi

Rus Ressam Nicholas Burdykin'den (1960) Sisyphos

Kaçınılmaz sondan kurtulmak ve ölümü bertaraf etmek isteyen insanların aptallığının dokunaklı bir simgesi olarak anılır Sisyphos.

Sisyphos'un işkencesinden yola çıkılarak kullanılan ''Sisyphean'' terimi asla tamamlanamayan bir görevi anlatır.

Güneş teorisine göre bazı bilim adamları Sisyphos'u, her gün doğudan yükselip, batıya doğru düşmesi olarak yorumlar. Kimi filozoflar ise denizin yükselip alçalan dalgalarını anlattığını savunur.

M.Ö 1. yüzyılda yaşayan Epikürcü filozof Lucretius ise; sürekli yenilgiye uğrayan siyasetçilerin politikalarını, ''boş iş'' olarak tanımlayıp, taşı yukarıya doğru yuvarlamak olarak görür.

Sisyphos'u kimi filozoflar bilginin peşinde koşan insanın boşuna mücadelesi olarak görürken; kimine göre işçinin emeğidir Sisyphos işkencesi.

En dikkat çekici yorum ise Albert Camus'dan gelir. Camus'a göre; Sisyphos insan hayatının saçmalığını ve anlamsızlığını, tek gerçeğin ölüm olduğunu anlatır. Hayat anlamsızsa intihar mı etmeli sorununu ise Sisyphos'un cezasının tanrılara bir başkaldırı olduğunu; yenilgi değil direnmekten dolayı bu cezayı çekerken Sisyphos'un mutlu olduğunu öne sürerek çözümler.

Görevlerin anlamı azaldığında işçilerin nasıl tepki vereceğini araştırmak için yapılan deneylerde kullanılan test yöntemi ''sisfüsyen koşul'' olarak adlandırılır. Bu deneylerden çıkan iki ana sonuç ise işler daha anlamlı olduğunda insanların daha fazla çalıştığı ve insanların anlam-motivasyon ilişkisini hafife aldığıdır. Sisfüsyen koşul'a gündelik hayatımızda fazlasıyla tabiyiz zaten. Bir gün geçmesini beklemeden kirlenecek eve, bir saat sonra yağacak yağmurun çamur deryasına dönüştüreceğini, ya da yağmur yağmasa da 3-5 gün içinde eski haline döneceğini bile bile mütemadiyen silinen cama harcadığımız eforun, Sisyphos'un taşından geri kalır yanı var mı?

Bir bilim adamının görüşü ise, sisyphos'un taşı yukarıya itmesi; insanlığın mükemmellik uğruna yüzyıllarca verdiği uğraş ve bu uğraşta, tam mükemmelliği yakalamaya yaklaştığında meydana gelen bir tufanla, kültürel unutma ve insanlığın tekrar baştan başlamasını temsil eder. Afetler, hastalıklar, kavgalar derken şimdi de Corona... Kabus gibi geçen 2020 yi düşününce bu bilim adamının Sisyphos'un işkencesiyle ilgili iddiaları hiç de yabana atılacak gibi değil



şair martial ve epigramları

Marcus Valerius Martialis (M.S 40-104) İber yarımadasında doğup yaşamını Roma'da sürdüren, yazdığı hiciv ve övgü şiirleriyle ünlenen Romalı bir şair. 

Epigramlar (Nükteler) isimli kitabıyla ünlenen Martial, yazdığı tanıdıklarının skandallarını ve şehir hayatını hicvetdiği esprili kısa şiirleriyle modern epigramın yaratıcısı olarak kabul edilmekte. En güzel epigramlarını Roma'da şehir hayatını yaşarken yazan şair; ilerleyen zamanda İspanya'daki köyüne dönünce eserlerindeki eski verimi ve güzelliği yakalayamamış.

Belli ki her çağda kent yaşamı en fazla deformasyonun yaşandığı ve hiciv alanında en iyi malzemenin üretilebildiği yer .

arkeorehber martial

''Carpe diem
Yarın yaşayacağım diyorsun Postumus, hep yarın,
söyle bana Postumus, o yarın ne zaman gelecek?
Ne kadar uzakta o yarın, hangi cehennemde?
Nerelerde arasak onu?
Partlarla Ermenilerin arasında mı saklanıyor?
O yarın Priam ve Nestor kadar yaşlandı bile.
Senin şu yarın, söyle bana, kaç para eder?
Yarın yaşamak mı?
Bugün yaşa Postumus, vaktin kalmadı,
aklı olan herkes dün yaşamaya başladı.''
***
''Kıçın yetmez kirletmeye o suyu
Kafanı daldır Zoilus, kafanı! !!
***
''Bu bir yasa Aemilianus, fakirsen her zaman fakir olacaksın.
Bugünlerde sadece zenginlere zenginlik veriyorlar.''
***
''Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder
çünkü her yerde olmak, hiçbir yerde olmamaktır
.''

1 Ekim 2020 Perşembe

ARAYIŞ

Neriman Deniz














Bindik yaşam teknesine didişip gidiyoruz
kimi zaman tekne kimi zaman içindekiler ile.
Herkesin kavgası da davası da el ile
bir çekişmedir gidiyor benim de içimdeki ben ile.
Ne düşüncede biriz ne didişmeden besleniriz
iflah olmaz uzlaşmaz tuhaf bir ikiliyiz.
Ne dur durak veriyor ne eylemi bitiyor
vurmuş merak semerini eşek gibi sırtıma
durmaksızın dehliyor.

Her ne kadar desem de
bak şöyle bir etrafına kuzum böyle yapma!
El eli yüceltirken nedir sende bu eza?
El bile senin ettiğinin yarısını etmiyor
elbet diyor el senin alacak çok yol varken,
ağır aksak gittiğini benim gibi bilmiyor.
Zaaflarım kusurum eksiklerim elbet var 
bu kadar üstüme gelme
insanım nihayetinde ben de acizane
laf anlatmak mümkün değil
içimdeki gafile.

Sen hala uğraşıp vururken beni yerden yere
eller nasıl da sevişiyor kendi kendileriyle
egoları delecek maazallah üstteki gök kubbeyi
olmuş iken her biri kendisiyle sevgili,
horluyor beğenmiyor hiç biri diğerini.
Kükreyerek kızıyor anlamıyor nafile
ne derdin var el ile senin derdin seninle
diyerek çıkışıyor.

Gülsem mi acısam mı bu acayip halime
el ele beğendirmeye uğraşırken kendini
beğendiremedim bir ben bana kendimi.
Ne okumak hoş ediyor ne de öğrenmek
İçimdeki gözü doymaz ejderi.
Bitmeyecek belli ki bu çekişme kendimle
geçecek ömür böyle uzlaşmak ümidiyle
bir arayış içinde.

Neriman DENİZ