Salı

bir zamanların küçük istanbulu... balya ilçesi

Balıkesir'in kuzeybatısında il merkezine 50 kilometre uzaklığında bir ilçe Balya...
Antik çağdan itibaren kesintisiz olarak işletilen Ergasteri (Maden İşliği) denen bölgede kurulan yerleşim; bir zamanlar Küçük İstanbul olarak adlandırılan bir ilçeydi.

Beş tane maden fabrikası, hanları, hastaneleri, gazinoları, kahvehaneleri, değirmenleri ve mektepleriyle en gözde kazalardan biriydi.

Osmanlı döneminde madenin olduğu alan Kocagümüş Köyü adıyla anılırken; maden alanına da Kocagümüş madeni denmekteydi ve buradaki maden gülle yapımıyla ünlüydü.

Roma döneminde ''Kristian Madenleri'' olarak anılan, 1876 yılında Fransızlar tarafından işletilmeye başlayan kurşun madenleri, dünyanın en büyük kurşun madeniydi. Fransız şirketi Balya'da kurşun, gümüş, çinko çıkartırken çevresinde kömür, kurşun, manganez ve çinko madenlerini de işletmeye başladı.


balya

1901 yılında ilk endüstriyel amaçlı elektrik, madende kullanılan araçları çalıştırmak için burada üretildi.Üretilen elektriğin fazlası Balyalılara satılınca; Osmanlı Sarayından sonra 1901 yılında Anadolu'da elektrikle tanışan ilk yerleşim yeri olarak kayıtlara geçti.

Burada çıkarılan madenleri deniz yoluyla taşıyabilmek için Fransızlar tarafından dekovil hattı ve demir yolları inşa edildi. Anadolu'da bir ilk olan, Ege Denizine uzanan 200 km uzunluğundaki demir yoluyla, işlek bir sanayi merkeziydi.

Nüfusu 1887 yılında  21 Bin, 1907'de 52 Bin, kurtuluş savaşımızdan sonra 1927 nüfus sayımında 30 Bin idi.

Üretim 1940 yılına kadar sürdü. Dünyada yaşanan ekonomik kriz kurşunu da vurdu; üretim 1940 yılında durdu. Fransızların 1940 yılında üretimi durdurmasıyla maden devletleştirildi. Balya madenindeki makine ve aksamları, Ergani Bakır, Soma Kömür, Keban Simli Kurşun, Bolkardağı madenlerinde kullanıldı ve Balya'da ki iş gücü bu madenlere aktarıldı.

Kent yavaş yavaş binlerce ton zararlı kurşun ve çinko artıkları, üretim yapılmayan fabrika ve maden yataklarıyla kaderine terk edildi.
balya

2017 yılında toplam nüfusu 14 Bin küsur olan ilçenin merkezinde 2 Bin civarı insan yaşamakta.
Dağlık bir alanda yer alan yeşillikler arasındaki bu mütevazi ilçede geçmişin görkemini hatırlatan; sadece Atatürk tarafından madeni işleten Fransızlara yaptırtılan altından nice sular akan köprü, tüm ihtişamıyla ayakta.

19. yüzyıl sonlarında yapılan hastane ve çalışanların oturduğu yarı yıkılmış konutlar döneme özgü mimarisiyle kaderine terk edilmiş durumda: Üretimin durduğu yerde hayatın da durduğunu haykırırcasına; doğaya direnerek...






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder