antik çağdan bir propaganda dehası.. peisistratos

Politikada insanların desteğini alabilmek için onların mevcut fikirlerini değiştirmek gerekir. Bunun için en etkili yöntemlerden biri; halkın fikirlerini anlatarak ve ikna ederek değiştirmek yerine kafasını karıştırıp kandırarak değiştirmek anlamına gelen propagandadır. İnsanların algısıyla oynayıp oyunu ve desteğini kazanmak amacıyla yapıldığı için politikada pek de olumlu anlamda kullanılmayan bir kavramdır.

Antik çağda  M.Ö 608- 527 yılları arasında Atina'da yaşayan, iki kez tiranlıktan indirilmesine rağmen uyguladığı etkili propaganda yöntemleriyle üç kez iktidara gelen bir propaganda dehası var; Peisistratos.

Atina M.Ö 6. yüzyıl başlarında çok da gelişmiş bir kent olmamakla beraber, 694 yılında Solon'un uygulamalarıyla ekonomik güçlükten biraz kurtulmuş bir kent devletidir. Solon Yasalarının uygulanması biraz kente nefes aldırsa da aristokratik çekişmelere son veremez.

Kent bir biriyle çatışan iki grubun kontrolündedir. Megakles'in başı çektiği deniz tarafında oturanlarla, Lykurgos'un liderliğindeki iç kesimdeki köylüler arasında iç savaş sürmektedir. Sıradan bir vatandaş olan Hippokrates'in oğlu Peisistratos iktidarı ele geçirmek için üçüncü bir parti kurar. Böylece diğer gruplara göre kısmen daha fakir olan dağ adamlarının koruyucusu olarak ortaya çıkan Peisistratos'un  M.Ö 561- 527 yılları arasında, bu tarihlerin büyük bir bölümünde Atina'da tiranlık yaptığı uzun ve renkli iktidar mücadelesi başlar.

athena
                                                                  Athena

Peisistratos Atinalılar'ın Megara kentiyle yaptığı savaşa katılır. Megara limanı ele geçirilir. Savaştan sonra Atina'ya dönen Peisistratos kente girmeden bir oyun tezgahlar. Kendisinde bir kaç yara açtıktan sonra katırların da bir kaç yerini kesip agoraya doğru sürer. Yaralı katırların ardından agoraya girince dövünerek Megara savaşında gösterdiği kahramanlığı ve başarıları anlatır. Yurduna dönerken kentteki siyasi düşmanlarının onu öldürmeye çalıştığını ve kendisinin can güvenliğinin sağlanmasını ister. Atinalılar Peisistratos'a inanarak halktan bir birlik toplayarak kendisinin hizmetine verirler.

Peisistratos bir süre sonra yanına korunması için verilen değnekliler olarak adlandırılan grubu ayaklandırır ve akropolü ele geçirerek idareyi ele alır. Yönetime geçince yürürlükteki yasalara dokunmadan bilgi ve incelikle kenti idare eder fakat tiranlığı uzun sürmez. Kısa süre sonra çekişen iki liderin; Lykurgos ve Megakles'in taraftarları birleşerek Peisistratos'u iktidardan indirirler ve Atina'yı terk etmek zorunda kalır.

Peisistratos'un iktidarına son veren iki politik grup kısa süre sonra tekrar kavgaya başlayıp bir birine girince; deniz kıyısında yaşayanların lideri Megakles, Peisistratos'a kızıyla evlenirse çeyiz olarak tiranlığı vereceği haberini gönderir. Bu teklifi kabul eden Peisistratos yeni bir planla Atina'ya gelir.

Phya isimli boyu dört dirsekten üç parmak eksik olan (yaklaşık 186 cm) uzun boylu iri yarı çok güzel bir kadın vardır. Bu kadına baştan aşağı zırh giydirip bir arabanın üzerine çıkartırlar. Görkemli görünmek için nasıl davranması gerektiğini iyice öğrettikleri kadının eline tanrıça Athena gibi bir mızrak ve kalkan verirler.

Önde açıklama yaparak bağıran adamları; arkada arabanın üzerinde tüm heybetiyle ayakta duran Athena'nın eşliğinde Atina kentine girer Peisistratos. Dört bir yana koşturan Peisistratos'un tayfası ''Atinalılar Peisistratos'u bağrınıza basınız! Athena akropolüne onu kendisi getiriyor çünkü bütün insanlar arasında en beğendiği odur.'' haykırışlarıyla halkı durumdan haberdar ederler. Atina halkı kadının Athena olduğundan kuşku duymadan Peisistratos'u karşılamaya koşarlar.

İkinci kez Atina tiranlığına oturan Peisistratos bir süre iktidarda kaldıktan sonra kayınpederi Megakles ile ters düşer. Politik düşmanları tekrar bir araya gelince kendisine karşı bir dolap döndürüldüğünü hisseden Peisistratos Atina'yı terk eder.

Oğullarıyla beraber Eretria kentine çekilen Peisistratos burada sahip olduğu maden yataklarından kazandığı parayla paralı askerler toplayarak on yıllık sürgünün ardından M.Ö 546 yılında Atina'da yönetimi tekrar ele geçirerek M.Ö 527 yılında ölene dek iktidarda kalır.

Atina merkez ve çevresindeki halkın üzerindeki  aristokrasinin etkisini en aza indirmeye çalışır. Atina kırsalındaki davalar için seyyar yargıç sistemi kurar ve bunların işleyişini bizzat kendisi denetler. Kendisine karşı olan zengin aristokratları kentten sürerek topraklarını fakir Atinalılara dağıtır. Yaptığı toprak reformuyla döneminin sosyal demokratı sayılır. Çiftçilere araç ve ekipman için kredi desteği verir; tarımsal üretimden aldığı vergi ise yüzde beş oranındadır.

Denetimleri sırasında karşılaştığı bir çiftçiyle arasında, zeki çiftçinin alınan vergilere atıfta bulunduğu şu ünlü diyalog geçer; Peisistratos taşlı bir alanda kazma yapan çiftçiye gelirinin nasıl olduğunu sorar. Bütün gün güneşin altında kazma sallamaktan bitkin düşen çiftçi '' Sadece pek çok ağrılar ve acılar; Peisistratos'un bu ağrı ve acıların yüzde onunu alması gerekir.''

İktidarda kaldığı sürede barışa önem vererek kentin iktisadi açıdan güçlenip refaha kavuşması için uğraşır. Peisistratos'un yarattığı barış ve iç huzur ortamında M.Ö 6. yüzyılın ikinci yarısında Atina'da endüstri ve ticaret çok gelişir. Kenti yönetirken Solon'un uygulamaya koyduğu demokratik reformlara bağlı kalır fakat başta oğulları olmak üzere aile üyelerini en yüksek mevkilere getirir.

İktidarda olduğu sürede dini reformlar ve kültürel etkinliklere önem verir. Halkın rejime bağlılığını pekiştirmek için dini bayram ve festivaller yapılmasını sağlar. Her yıl kutlanan Tanrıça Athena ve Dionysos adına yaptırdığı Panathenea ve Dionysia  gibi festivallerle zaferini ve iktidarını pekiştirir. Kentte saygı gören tanrı ve tanrıçaların kült merkezlerini düzenleyip yenileme çalışmaları yapar.
Homeros'un sözel gelenekteki eserlerini yazıya döktürdüğü ve Atina'nın ilk kütüphanesini kurduğu düşünülür.

Özellikle diktatörlerin sıklıkla kullandığı bazı propaganda yöntemlerini politikaya ilk kazandıran şahsiyettir kendisi. Ona ait yöntemlerin başında kendisine karşı çıkan kişiyi suçlayarak bir halk düşmanı yaratıp, bunu siyasette propaganda aracı olarak kullanmak gelir.

Bu iş nasıl oluyor diye çok düşünmeye gerek yok; yıllardır bu yöntemin hemen yanı başımızda uygulanış tekniğine fazlasıyla aşinayız. Kimi zaman bir medya patronunu, kimi zaman bir politikacıyı, kimi zaman bir tarikat liderini hedef alıp bir halk düşmanı yaratarak bunu propaganda aracı olarak kullanmak Peisistratos'un bu dahiyane tekniğinin en güzel örnekleri.

Politikaya kazandırdığı ikinci propaganda aracı ise kendisini bir tanrının koruması altında göstermesi. Dini bir propaganda aracı olarak kullanan Peisistratos, tanrıça Athena'nın simgesel olarak kendisini korumaya ve karşılamaya gelmiş gibi gösteren görkemli törenler düzenleyerek; Athena'nın kendisini koruduğu ve desteklediğini halkın bilinçaltına kazımış. Halkın rejime ve kendi iktidarına bağlılığını arttıran yeni bayramlar türetip bunu propaganda aracı olarak kullanmak da yine Peisistratos'un politikaya soktuğu propaganda yöntemlerinden biri.

Bu yöntemin uygulanma şeklini görmek için çok uzaklara bakmaya gerek yok; dini siyasete alet edip propaganda vesilesi yapma konusunda icraatlarıyla  Peisistratos'a şapkayı ters giydirecek bir örneğe sahibiz zaten. Eskiden varlığından bir haber olduğumuz kutlu doğum haftası benzeri etkinliklerle son iki yıl içinde kucağımızda bulduğumuz demokrasi bayramımız da cabası.

Onun yöntem ve taktiklerini örnek alanlar hizmet anlayışını, adaletini ve yönetme becerisini de örnek alabilselerdi keşke...

Son yıllarda Tiran Peisistratos'un ruhu antik çağdan fırlayıp gelmiş, yakınlarımızda dolanıyor sanki... Talihsizliğe bakın ki barış, hizmet ve adalet anlayışını, yönetme becerisi ve inceliğini arkasında bırakmış; sadece iktidar hırsı ve bu yolda kullanacağı tüm propaganda yöntemlerini günümüze taşımış....