Pazartesi, Kasım 28

yapraksız çiçek açan ağacın efsanesi... badem

Bahar ayının müjdecisi, ilk çiçek açan ağaç olma özelliğine sahip olan badem ağacı, mitolojide pek çok efsaneye konu olmuş. Soğuk kış mevsiminin ölü bir sessizlik ve renksizliğe gömdüğü tabiatı; açtığı çiçeklerle ilk renklendiren ağaç olması, mitolojide pek çok hikayenin merkezine oturtmuş badem ağacını.

Daha yaprakları yeşermeden, sabırsızca açtığı çiçeklerle beyaz bir örtüye bürünen badem; toprağın uyanışı ve baharın gelişini simgelemesinden dolayı, Anadolu'da ana tanrıça Kibele kültünde önemli bir yer tutar.

Kimi zaman çiçekleriyle döllediği bir bakireden, kimi zaman ana tanrıçanın sevgilisi Attis'in kesilen erkekliğinden dökülen döllerden yetiştiğinden bahsedilir. Bu çeşitliliğin arasında, Trakya'da hüzünlü bir aşk hikayesiyle de efsaneleşir badem ağacı ve yeşermeden açan çiçekleri.

Cumartesi, Kasım 26

olimpos

Olimpos demiş yaşadığımız coğrafyanın insanları başı göklere yükselip, bulutlara karışan yüksek dağlara. Önce hayalinde yarattığı tanrıları oturtmuş zirvelerine, sonra tanrılara denk gördüğü, tanrı katına yükselttiği kahramanlarını ve krallarını yerleştirmiş doruklarına.

Önce Sümerlerde başlamış yüksek dağların doruklarının kutsallığı inancı; ardından dağların gergef gibi işlediği Anadolu'ya, oradan Yunanistan'a doğru geçmiş bu inanç. Sümerler dağlara ibadethane kuramamışsa bile, yüksek dağlara benzetmişler yedi katlı, basamaklı Ziggurat denen tapınaklarını.

Doruklarını kah gelinlik gibi geçirdiği karların, kah başına taç gibi yerleşen bulutların süslediği on dokuz yüksek dağa Olimpos demiş ve Olimposların zirvelerini kimi zaman tanrılarına adamış , kimi zaman ibadethanelerini yerleştirmiş Anadolu halkı.

Cuma, Kasım 4

ariadne .. terk edilmek bazen şans getirir mi?

Her zaman, her şerden bir hayır doğar mı bilinmez ama; mitolojide Ariadne'nin hikayesinde, Giritli güzel prenses'in başına gelenlere bakınca, doğduğu oluyormuş diyor insan. Efsanemiz, güzel bir prenses, güçlü kuvvetli yakışıklı bir kahraman ve bir tanrıdan oluşan aşk üçgeninin; Ariadne, Theseus ve tanrı Dionysos'un hikayesi.

Fenike kralının kızı Europa'yı görünce; karısı Hera'ya yakalanmamak için boğa kılığında dünyaya inip, güzel kızı sırtına atan Zeus, onu Girit adasına kaçırıp, orada beraber olur. Avrupa kıtasına adını veren güzel Europa'yı adada bırakıp, Olympos'a döner. Europa Zeus'tan üç erkek çocuk dünyaya getirir. Minos, Sarpedon ve Rhadamantys. Üç çocuk büyüyüp yetişkinlik çağına erişince, aralarında çıkan iktidar kavgasını Minos kazanır ve Girit'e kral olur. Diğer iki kardeşi ise kaçarak batı Anadolu'ya Likya bölgesine giderler. Adı ''mutluluk'' anlamına gelen Girit'in bu efsanevi kralı; Girit'teki uygarlığa ''Minos Uygarlığı'' olarak adını verdiği gibi, sert fakat adil yönetim şeklinden dolayı ''Minoyen'' denen monarşi şeklinin ismine kaynaklık edip, pek çok efsaneye de konu olur.