13 Nisan 2018 Cuma

daidalos ve ikaros.. kendi kanatlarıyla uçmak

Mitolojide icatlarıyla ünlü bir karakter olan Daidalos, heykelden mimariye, matematikten mühendisliğe eli her türlü sanata yatkın Atinalı bir sanatçıdır. Başta matkap, tesviye aleti, balta olmak üzere pek çok mekanik aleti ve hatta yelkenliyi de onun icat ettiği söylenir. Daidalos kelimesi ''iyi çalışılmış'', ''ayrıntılı'', ''ustaca işlenmiş ya da işleyen'' anlamına gelir.

Atina'da atölyesinde kendisine yardım eden çırağı Talos'la yapmaktadır işlerini. Kız kardeşi iki yaşındaki oğlunu çırak olarak verir dayısı Daidalos'un yanına. Ağaç yaşken eğilir sözünü doğrularcasına çocuğun yaşı büyüdükçe becerisi de büyür gitgide. Adı ''Acı çeken'' anlamına gelen Talos, yetenek ve beceride Daidalos'u aratmaz olur. Boşuna dememişler oğlan dayıya çeker diye...

Teknolojinin atalarından biridir mitolojide Daidalos ve yeğeni. Teknoloji (Tekhnologia) Yunanca ''zanaatkarlık, el becerisi, yetenek'' anlamına gelen ''Tekhne'' isim kökünden türeyen bir kelime. Tekhne aynı zamanda ''kurnazlık, hilekarlık, dalavere'' anlamlarına da geliyor. Doğanın yarattıklarına karşılık insanın yarattığı bir şey olan teknoloji; insanın hileyle doğayı kandırması ve kendi lehine işleri kolaylaştırması anlamını içeriyor.


daidalos ve ikaros
                                       Daidalos ve İkaros (C.Paul Landon 1760-1826)

Talos kimine göre ölü bir yılanın dişinden, kimine göre dikenli balık pullarından esinlenip testereyi icat eder. Buluşlarının arasına pergel ve çömleği de ekler. Ufak yaşına rağmen bunlar yetmezmiş gibi bir de hareketli kapı çengelini icat edince Daidalos deliye döner kıskançlıktan. Yeğen falan dinlemez kaptığı gibi fırlatır Akropolün tepesinden Talos'u.

Aşağı ölüme uçan çocuğu gören el sanatlarının öğreticisi ve zanaatkarların koruyucusu tanrıça Athena acır küçük çocuğa.. Kanatlarının gövdesini çekmekte zorlandığı, bu nedenle hep alçaktan uçan, eski düşüş anısından korktuğu için yuvasını ağaç dallarına değil eşelediği toprağa kuran bir kuşa; kekliğe dönüştürür Talos'u

Her ne kadar tanrılar becerikli çocuğa acıyıp kekliğe dönüştürse de ortada Daidalos'un işlediği bir cinayet vardır ve mahkemeye çıkartılır. İşlediği suça karşılık Atina'dan sürgün edilir Daidalos ve Girit adasına gidip kral Minos'a sığınır.

Kral Minos iki kardeşinin arasından sıyrılıp Girit'e kral olabilmek için deniz tanrısı Poseidon'a yalvarır. Kendisine güzel bir boğa vermesini kral olunca bunu tanrıya kurban edeceğini söyler. Poseidon Minos'a güzel bir boğa gönderir. Boğanın güzelliğini gören Minos bunu tanrıya kurban etmekten vazgeçer. Sözünü tutmayan krala öfkelenen Poseidon Minos'u cezalandırmak için karısı Pasiphae'yı boğaya aşık eder.

Boğayla birleşmek için Daidalos'tan yardım isteyen kralın karısına, tahtadan bir inek yapar becerikli sanatçı. İneğin içine girip boğayla birlikte olan Pasiphae hamile kalır ve kralın Minotauros isimli yarı insan yarı boğa bir oğlu olur.

Et yiyen çılgın bir canavar olan Minotauros'u zapt etmek için bir yer yapmasını ister Daidalos'tan kral Minos. Ve günümüzde içinden çıkılması ve anlaşılması zor yer anlamında kullanılan ''Labirent'' kelimesinin kökeni olan ünlü Labirentos'u inşa eder Daidalos.

Minos'un oğullarından biri Atina kentinde katıldığı bir yarışma sonrasında öldürülür. Atina'ya karşı açtığı savaşı kazanan Minos, oğlunun diyetini her yıl kentten yedi kız yedi erkek 14 delikanlıyı Girit'e göndermeleri şartını koyarak ödetir Atinalılara. Gönderilen delikanlıları insan eti yiyen oğlu Minotauros'u sakinleştirmek için yem olarak kullanır kral Minos.

theseus ve minotaur
                                               Theseus ve Minotauros (16.yy)

Son gelen on dört gencin arasında Atina kralı Aegeus'un oğlu Theseus da vardır. Labirentos'a diğer gençlerle birlikte girip Minotauros'u öldürmek niyetiyle gelmiştir Girit'e. Theseus'u gören kral Minos'un kızı Ariadne delikanlıya aşık olur ve  Daidalos'un yardımıyla Labirentos'dan kurtulmasının yolunu gösterir Theseus'a.

Genç kızın eline tutuşturduğu ip yumağıyla delikanlı, içi dehlizlerle dolu bin bir odalı karmakarışık koridorlu yere girip, Minotauros'u öldürdükten sonra ipi takip ederek çıkışa ulaşır. Yanına diğer gençleri ve kralın kızı Ariadne'yi de alarak yelken açar kenti Atina'ya doğru.

Kral oğlunun öldürülüp kızının kaçırılmasının faturasını Labirentos'dan çıkış yolunu gösteren mucide keser tabii. Daidalos'u ve oğlu İkaros'u Labirentos'a hapseder. Buradan çıkmanın en iyi yolunun uçmak olduğunu bilen Daidalos kapalı kaldığı sürede kuşların camına bıraktığı tüyleri biriktirir. Daha sonra bunları uzundan kısaya doğru sıralayıp ortasını ketenle, uçlarını balmumuyla birleştirerek oğlu ve kendisi için birer kanat yapar.

Kanatları balmumuyla omuzlarına yapıştırdıktan sonra oğluna kendisini takip etmesini, gökle yer arasında orta yoldan gitmesini, alçaktan uçup denize yaklaşırsa nemin kanatları ağırlaştıracağını, çok yükselirse güneşin balmumunu eriteceğini söyleyerek havalanır Labirentos'dan.

Kanatlarını sallayıp uçarken, bir yandan da göz ucuyla gözler oğlunu, arkasında kendisini takip ediyor mu diye. Altlarında uzanır gider denizin ortasında adalar; Samos, Delos, Paros... şöyle tasvir eder görenlerin hayretini Ovidius;

Titreyen oltasıyla balık tutan balıkçı,
Değneğe dayanan sığırtmaç, sapana yaslanan çiftçi
Görmüş Daidalos ile oğlunu, şaşıp kalmışlar.
Tanrı saymışlar gökte uçan iki kişiyi.

Özgürce uçmanın sevincine kapılan İkaros, gökleri aşmak, daha da yükselmek; belki de güneşi yakından görmek isteğiyle babasını takip etmeyi bırakır. Işığa yaklaştıkça eritir balmumunu güneş, gevşemeye başlar kanatlar yavaş yavaş... İkaros çıplak omuzlarını sallayınca bir kez daha bakar ki kanatlar yok; haykırırken babasının adını, bütün hızıyla çakılır denize.

Daidalos üstünde İkaros'a taktığı kanatların uçuştuğu denize doğru iner hızla. Oğlunun cansız bedenini sürükleyip çıkarır göz yaşlarıyla kıyıya. Geriye kalan kanatları ve oğlunu çalılığa tünemiş bir kekliğin sevinç çığlıkları arasında gömer toprağa. Tekrar kanatlarını çırpıp adadan ayrılıp Sicilya'ya Cumae kentine gidip orada kral Kokalos'un hizmetine girerek devam eder sanatına.

Ege Denizinde İkaros'un düştüğü bölge İkaros Denizi, gömüldüğü Samos Adasının yakınanındaki küçük ada ise İkaria Adası adıyla anılır günümüzde hala.

ikarosun düşüşü
                                            İkaros'un Düşüşü ( P. Bruegel 1558)

Daidalos ve İkaros miti sanattan felsefeye, sosyolojiden psikolojiye, edebiyattan şiire pek çok alanda etkisini sürdürmüş asırlarca. Pek çok ressamın eserine konu olmuş resimde. Bu resimlerden en etkileyici olanı 1558 yılında Rönesans döneminin Hollandalı ressamı Pieter Bruegel tarafından yapılmış.

Bruegel tuvaline  Ovidius'un Dönüşümler adlı kitabında anlattığı Daidalos ve İkaros mitinde;  anlatılan tüm detayları sığdırmış. Fakat İkaros'un düşüşünü yaparken bu detaylara sosyolojik bir açıdan bakarak içinde bulunduğu çağda toplumun yapısını gösterecek şekilde uyarlamış.

Resimde bir çoban değneğine yaslanmış gökyüzüne doğru (belki de tanrı zannettiği bir adama bulutların arasında görünmeyen Daidalos'a) bakmaktadır. Çobanın tam arkasında ise İkaros'un suyun içinde çırpınan bacakları görünür. İkaros'un düştüğü yerde koskocaman bir yelkenli yoluna devam etmekte, hemen yakınındaki balıkçı ise kayıtsızca balık tutmaktadır. Denize doğru uzanan bir çalının dalında ise bir keklik (Babasının aşağı atarak öldürdüğü Talos) İkaros'u izlemektedir. Çiftçi tüm dikkatini sabanına vermiş çift sürmekte, sabanın hemen ilerisinde cansız bir adamın başı görünmektedir. Çiftçinin yakınında yerde bir tohum çuvalı, para kesesi ve bir kılıç durmaktadır.

Resim üzerine yapılan pek çok yorum var. Ne çoban, ne balıkçı, ne çiftçi ne de denizdeki yelkenli İkaros'un düşüşü ve suda çırpınarak ölüşüyle ilgilenmeyerek evrensel düzene ve doğanın yasalarına uymaktadırlar. Ölüme rağmen hayat tüm hızıyla devam etmekte ve insanlar çevresinde olup bitenden bir haber yaşayıp gitmekteler. Para ve kılıç iyi ele muhtaçtır ve ölen bir adam hiç bir pulluğu durduramaz sözleri de resimdeki objelerden çıkarımlar.

ikarosun düşüşü

1. İkaros ve Daidalos'un kaçtığı ada
2.Suya çakılan İkaros'un çırpınan bacakları
3.Daldaki keklik
4.Balıkçı
5.Yoluna devam eden gemi
6.Çoban
7.Çift süren çiftçi
8.Çalılıkların arasında bir yaşlı adam cesedi
9.Kılıç, para çantası ve tohum çuvalı
Ressam16. yüzyılda yaşadığı toplumu resmetmiş bu mite atıfla belki ama bugüne baktığımızda aradan geçen 500 yıla rağmen bizim de çok farklı durumda olmadığımızı gösteren bir tablo bu kanımca. Ölüme, zulme, adaletsizliğe olan kayıtsızlığımıza bakılırsa; Bruegel bizi resmetmiş aslında burada.

İkaros'un babasının ''ortadan git'' uyarısına rağmen yükseklere tırmanması farklı açıdan yorumlara neden olmuş. Kimine göre ''orta yol'' toplumsal kurallar çerçevesinde yaşamayı kapsıyor. Aşırı hırsa kapılıp yolun dışına çıkan İkaros'un akibetine uğrayıp bir şekilde çakılıyor. Kimilerine göre ise İkaros özgürlüğe ve aydınlanmaya kanat açan ve aydınlığa ulaşmak için toplumsal normların dışına çıkan bir kahraman.

 Psikolojide ise İkaros ergenlerin aileden bağımsız hareket etme ve kendi yollarını çizme arzusunu tanımlıyor. Kendi kanatlarıyla uçmak terimi de böylece İkaros'a atfediliyor.

Gençlere sadece öğüt verip bir çift kanatla salıvermekle iş bitmeyecek demek. Verilen öğütü tutacak, özümseyecek ve uygulayacak düzeye çıkartıp öyle uçurulacak gençler özgürlüğe.
Yoksa kanatları kırılıp düştüğünde yere çakılırken, insanlar arkasını dönüp bakmayacak... Yok olan bir çocuk ve arkada üzülen bir ebeveyn dışında dünyada değişen hiç bir şey olmayacak; ürünler yetişecek, hayvanlar beslenecek, herkes işine ve yoluna devam edecek....



2 yorum:

  1. Peki ya karma? Talos'a yaşattığı ölümün aynısını kendi oğlunda yaşaması?

    YanıtlaSil