26 Haziran 2019 Çarşamba

şair simonides'den tanrı kadını yarattı

Tarih boyu şairler ve yazarlar erkeklerin kavgaları, savaşları, kahramanlıkları, ve cesaretleri üzerine methiyeler dizerken, kadınların yaratılışlarını vurmuşlar yerden yere. Kadın kimi zaman ilham kaynağı, kimi zaman baş belası olarak almış yerini dizelerde...

Yaşlandıkça insan verimliliğinin düşmesi bir yana daha da arttığını gösteren, 80 yaşında şiir ödülü alan ve günümüze ulaşan fragmanları birer özlü söze dönüşen Simonides'in kadının yaratılışına dair yazdığı şiiri bulunduğu çağda  kadına bakışı yansıtması açısından oldukça ilginç.

Resim susan bir şiir, şiir konuşan bir resim sanatıdır''
Konuşmuş olmaktan dolayı  çok pişmanlık duydum, susmuş olmaktan hiçbir zaman''
''Üç türlü kimse var ki bu dünyada
Ne kadar övsen karlı çıkarsın
Kimdir bunlar? Tanrılar, metresin, kralın''

erkekler vardır

Erkekler vardır
aynı takımın atleti misali,
yanı başınızda koşar sizinle.
Tökezleseniz bir eli dirseğinizde,
yavaşlasanız itici bir güç gibi
nefesi nefesinizde.
Güven içinde koşarsınız
koca bir ömür süren binlerce metreyi
sanki bir saniyede...

Erkekler vardır
iki ayrı  takımın atleti misali;
hızınızı artırsanız
nefesi ensenizde,
geçseniz hata  kaza bir kaç metre;
çelmesi ayak bileğinizde.
Düşseniz; hız verir
hızınızın kesilmesi kendisine.
Kısa bir zaman dilimindeki yüz metre,
asırlar  sürer benliğinizde...

Erkekler vardır
şöyle yaslanırsınız göğsüne
gelmişinizi, geçmişinizi,
gelecek kaygınızı unutturur.
Coşkuyla akan bir ırmak
nasıl önüne geleni sürüklerse;
öylesine dertlerinizi alır
uzaklaştırır sizden olabildiğince...
Sanki dün doğmuşçasına,
uykudan yeni uyanmışçasına
huzur bulursunuz yanında

Erkekler vardır
şöyle yaslanırsınız göğsüne
gelmişinizin, geçmişinizin
huzurunuzun canına okur.
Oturtur kendisini dünyanın merkezine;
hoyrattır olabildiğince çevresine.
Ekşi bir dağ eriği misali,
kekre bir tat bırakır girdiği yaşamın içine;
ne dalında  olgunlaşır zaman içinde,
ne de sallasanız da düşer yere.
Bir gözü hoşafta, bir göz ayranda
ömrü tüketip bitirir.

Erkekler vardır
sararsınız göğsünüzde;
sevginiz olgunlaştırır onu
tavında dövülen demir gibi.
İlerler ilerleyebildiğince güvenle
el verir yol arkadaşına
onu da taşır kendisiyle birlikte.
Kocadır, babadır, dosttur, yoldaştır...
Ona bu vasıfları;
sevdiği ve seven kadın kazandırır.

Erkekler vardır
sararsınız göğsünüzde;
ilgiyi sevgiyi gördükçe,
yaşı küçüldükçe küçülür.
Bir bakarsınız siz yaşlı bir anne,
o küçük  bir oğlan çocuğu olarak
kalıvermiş elinizde.
Büyütmek için uğraşmak nafile...
Hayat mücadelesini
iki kişilik vermek kalır size...

Erkekler vardır
sevdiklerini oturtur
dünyasının  merkezine;
bilir ki onların mutluluğuyla
dünyası dengede.
Ne sarsılır şiddetli fırtınalarda,
ne yörüngeden çıkar en ufak aksilikte.
Yolu kesişen için büyük şanstır;
milyonda bir erkekte belki rastlanır...



23 Haziran 2019 Pazar

Solon ve Kanunsuzluk


Atinalı Solon ( 640-559) her biri M,Ö 6. yüzyılda yaşamış, düşünce ve devlet yönetimine yön veren filozof, devlet adamı ve yasa koyuculardan oluşan yedi bilgeden biri.

Yaşadığı çağda ; yaptığı yasalarla demokrasinin temelini atan, halkına yüzlerce yıl atlatan, vatandaşlarının yaşadığı topraklarından eşit oranda yararlanması yönünde adım atan, eşitlik ilkesini hayata geçiren, reformist, ileri görüşlü, güç ve iktidarı halkı lehine kullanıp, gerekli gördüğü anda bunlardan feragat edebilen; şair, filozof ve bilge bir devlet adamı.

Hukukçu ve devlet adamı kimliği yanı sıra, tarihte ilk otobiyografi yazan kişi olan Solon; otobiyografisini şiir şeklinde yazdığı için Atina'nın ilk şairi olarak da anılır. Otobiyografisinde yaptıklarını şiirlerle anlatarak sonraki nesillere aktarmayı ve şiirlerinde halkı bilinçlendirmeyi amaçlar.


Solon


Bu şiirlerinden küçük bir örnekte de görüldüğü gibi bilge Solon aslında sadece yaşadığı döneme değil; kanunsuzluğun pençesine düşmüş halka; dil, din, milliyet ve zaman gözetmeden sanki bugüne seslenmekte;

asla zeval bulmaz bizim kentimiz Zeus’un fermanıyla,

yahut kutlu ölümsüzlerin tanrıların niyetiyle;

kudretli-babasının-kızı, yüce gönüllü koruyucu

Pallas Athena, koymuş ellerini üzerine;

oysa paranın peşinde koşan ahmak hemşehrilerimiz

yok etmek istiyor koca kenti,

halkın önderlerinin zihinleri haksızlıkla dolu, kesindir

büyük kibirlerinden çok acılar çekecekleri;

zira ne bilirler ifratı dizginlemeyi ne de düzene sokmayı

ziyafetin şenliğini barışçıl bir şekilde

[…]

koşuyorlar servet peşinde haksız işlerle

[…]

ne kutsal ne kamusal mülk diyorlar

acımasızca çalıp çırpıyorlar bir ordan bir burdan,

ne de gözetiyorlar Hakkaniyet’in kutsi zeminini,

o ki çıkarır sessiz tanığı geçmişte, şimdide,

getirir zaman içinde bütünüyle müstahak olunanı,

zaten bu kaçınılmaz bir yara gelir bütün kentin başına

hızla ilerler kent soysuz bir köleliğe,

ayaklanır kendi kabilesi, uyandırır uyuyan savaşı,

helak eder aziz gençlerinin pek çoklarını;



hasımlarının elinde hızla yerle bir olur çok-sevilen şehir,

haksızlık edenlerin sevdiği kumpaslarda.

mezbuldur bu kötülükler halk arasında· pek çok kimse

dağılır civar memleketlere kuruşa kurşun atarak,

vurulur prangaya utanç içinde satılmak üzere,

[…]

böylelikle gelir kamuya kötülük girer her bir eve,

avlu kapıları tutmak istemez artık onu dışarda,

aşar o yüksek duvarları, mutlaka bulur onu,

köşe bucak kaçsa da girse iç odalara.

yüreğim emrediyor bunları öğretmemi Atinalılara,

zira getiriyor Kanunsuzluk kente pek çok bela,

oysa açığa çıkarır Kanuna-Uygunluk

her şeyin düzenlisini, her şeyin münasibini,

çoğunlukla vurur prangayı haksızların ayağına;

engebeliyi düzgün kılar, ifratı durdurur, kibri zayıflatır,

kurutur cinnetin tomurcuklanan çiçeğini,

doğrultur eğri hükümleri, bildirir haddini kibirli işlere

dur der fitneye fücura,

dur der belalı çekişmenin gazabına, onun eli altında

insanlar için her şey münasiptir, sağduyuludur