mitolojide üçlemeler...horalar erinyeler kharitler iş başına

İnsanların üç rakamına olan mistik ilgisini, Yunan mitolojisinde yer alan, bol sayıda üçlemelerle de gözlemlemek mümkün. Genelde birbirini tamamlayan, tek başlık altında toplanan üç karakter olarak karşımıza çıkan üçlemelerin çokluğu, nedir bu üç sayısının kerametinden tutun da, neden piramitler üç köşelidire  kadar bir dizi soruyu da getiriyor insanların aklına doğal olarak.

Kader tanrıçaları Moira'lar, düzen tanrıçaları Hora'lar, intikam tanrıçaları Erinyeler, neşe ve mutluluk tanrıçaları Kharitler gibi felsefi nitelik taşıyan soyut kavramlar yanında Leto- Apollon- Artemis, Ana-Oğul-Kutsal Bakire Kız'ı simgeleyen üçlü tanrı motifi de üçlemelerde ilk akla gelenlerden.


erinyeler
                                     Erinyeler,  William A. Bouguereau (1825-1905)

İntikam tanrıları Erinyeler üç tanedir. Alekto, Tisiphone, Megaira.

Yasaların verdiği ceza mı daha ağırdır yoksa vicdanımızın mı? Yasalar önünde aklansanız vicdanınız tarafından da aklanır mısınız? Yasalar sizi suçunuzdan arındırmanın yolunu bulabilir belki fakat ya vicdanınızı aklamanın yolunu kim gösterecek?

İnsanlar bu soruların cevabını Erinyelerde aramış geçmiş çağlarda. Yasaların gözünden kaçabilenleri cezalandıracak bir gücün arayışı çıkarmış ortaya onları belki de.

Kronos'un, babası Gök'ün (Uranus) hayalarını kestiği yerden akan kanların toprağa düştüğü yerden doğan bu tanrıçalar, suç işleyen kişi yasalar önünde aklansa bile peşlerini bırakmazlar. Ne bu dünyada ne de ölüp yer altına gittiklerinde onlardan kurtuluş yoktur. Suçluyu bulup korkunç işkenceler içinde bırakırlar. Ta ki suçunun cezasını vicdanında tam olarak çektiğinden emin olana kadar.

Erinyeler daha çok adam öldüren özellikle de anne baba katillerinin peşine takılırlar. Günümüzde kimi insanların vicdanının varlığından şüphe duysak da, eski çağlarda suç işleyenlerin vicdanlarından kaçamayacaklarına kesin gözüyle bakılmış.

Erinyeler'in cezalandırma yöntemlerine veya bu tanrıçaların temsil ettiği soyut kavrama vicdan, vicdan azabı ya da vicdanın sesi demek de mümkün.

moiralar
                              Moiralar (16. yy yün ve ipek dokuma duvar halısı -Hollanda)

Kader tanrıçaları Moira'lar (Fatalar) üç tanedir. Klatho, Lakhesis, Atrapos.

Pay veren anlamına gelen Moira'lar, insanlara yaşam paylarını verirler. Doğum, yaşam (mutluluk, başarı,talihsizlik vs) ve ölüm. Klatho ''eğiren,saran''. Lakhesis ''ölçen'' ve en korkunçları  Atrapos ise ''kaçınılmaz ve geri dönüşü olmayan''  yani ölüm anlamına gelir.

Moira'lar, insanlar anne karnına düştüğü andan itibaren onların hayat ipliğini eğirmeye başlarlar. Klatho'nun örekesine (eğirilecek ipin sarılı olduğu çatal uçlu düzenek) sarılı, Lakhesis'in asasıyla ölçülen hayat ipi,  zamanı geldiğinde Atrapos tarafından kesilir.

Tanrılar ve insanların boyun eğmek zorunda oldukları kader tanrıçalarına Zeus bile karışamaz. Zeus kader tartısına vurunca insanların yaşamını, yaşam ipliği kesilecek olanın kefesi ağır basar ve Zeus da dahil hiç bir tanrı değiştiremez kaderi

''Bitti ömür yumağı tam o sırada'' (Homeros, İlyada)

Düzenin sağlayıcısı Hora'ların sayısı da üçtür. Eunomia, Dike, Eirene

Eunomia, toplumda yasalarla sağlanan düzeni ve düzensizliği, Dike hak ve adaleti, Eirene ise barışı simgeler. Bu tanrısal varlıklar toplumdaki denge ve huzurun temel taşlarıdırlar.

Hora latince ''saat'' anlamına geldiği için saatler olarak da anılırlar. Zamanın düzenlenmesi ve belli bir disiplin içinde akışını sağladıkları için bu isimlendirmenin kısıtlı da olsa onların görev tanımına uyduğu düşünülür.

Gökyüzünün kapıları kendiliğinden gıcırdadı.
Saatler gözetir o kapıları,
yaygın gökte Olimpos emanettir onlara,
kapıları bir açarlar, koyu bulutlara bir kapatırlar.
                                              (Homeros-Azra Erhat)

thetis
                                                    Adalet Tanrıçası Themis

Zeus ve ilahi adaletle düzenin tanrıçası Themis'in evliliğinden doğan Hora'lar ve Moira'ların doğumunu şöyle anlatır Hesiodos Tanrıların Doğuşu'nda:

Daha sonra Zeus ile Themis evlendi.
Parıldayan kanun kraliçesi Horalar'ı doğurdu.
Eumena en iyi yasaların, Dike en adil olanların tanrıçasıydı.
Barış tanrıçası Eirene insanların ürünlerini de korurdu.

Ayrıca yaşam paylarımızı veren Moiralar;
Klotho, Lapseis ve Atropos.
Bunlara bilgelik üstünlüğü verilmişti.
İnsanları mutlu ya da mutsuz edenler de onlardır.

Bir diğer üçleme ise, güzellik, neşe ve sevinç kaynağı Kharit'lerdir. Aglaie, Euphrosyne. Thalia.

Hesiodos bu üçlünün, güzelliği görenleri büyüleyen uyum tanrıça Eurynome ve Zeus'un kızları olduğunu söyler. İsimlerinin; parlaklık, ışıltı ve güzellik anlamına gelen ''kharis'' sözcüğünden türediği düşünülür. İnsanlara yaşamı sevinci veren bu tanrısal varlıklar, hem insanlara hem tanrılara mutluluk, sevinç ve neşe verirler.

Sanatla ilgili her şeyi esinleyen ve koruyan tanrıçalar, güzellikleri nedeniyle de üç güzeller olarak anılırlar.

kharitler
                                               Kharitler, Sandro Botticelli (1482)

Buraya kadar üçlemelerden verilen bir kaç örnek, kendine ait efsanesi olmayan, mitolojinin felsefi nitelikli soyut kavramlardan oluşan örneklerdir.Her birinin cinsiyeti kadın olarak tasvir edilen, doğum, yaşam, ölüm, kader, düzen, adalet, barış, vicdan, neşe, mutluluk, yaşama sevinci, güzellik gibi soyut kavramlardan oluşan bu tanrısal yaratıklara yüklenen rol, dinlerin temel ögelerini de içinde barındırır.

Başka bir tanrısal üçleme vardır ki mitolojide benim ilgimi çekenlerin başlarında gelir. Yukarıda adı geçenlerin aksine efsanelerin içinde, tanrıların arasında yer alıp bir dine önderlik eden bu üçleme Leto- Apollon- Artemis, yani Ana-Oğul-Bakire Kız üçlemesidir.

Bugün ülkemizde yaşanan  elim bir olaya uyanınca, aklımdaki üçlemenin yerini, gayri ihtiyari olarak, mitolojide felsefi temellere oturan bu soyut  karakterlerin oluşturduğu üçlemeler alıverdi. Aklımdan geçen üçlemeyi yazmayı da bir sonraki yazıya ertelemeye karar verdim.

Barış, huzur, adalet, düzen, ortamının kaybolduğu, ''vicdan'' denen insani unsurlarını yitirmiş bir takım kişi ve yöneticilere esir olduğumuz, ne yargı ne yasamayı işletemediğimiz, vakitsiz ölümlerle yanıp tutuştuğumuz, yaşama sevincimizi ve mutluluğumuzu kaybettiğimiz bu günlerde ellerimiz kollarımız bağlanmış ümidimizi yitirmeye yaklaşmışken; asrı yakalayamamış bir toplumun üyesi olarak söyleyebileceğim tek şey kalıyor sanırım;

Belki de henüz ömür yumağı bitmeden Moiralar'ın işine karışıp, insanlarımızın yaşam iplerini kestirenlere ve yaşama sevincimizi öldürenlere karşı; Horalar, Erinyeler ve Kharitler...Sizleri işinizin başına davet ediyorum! Ve sen yüce Themis!  Neden benim ülkeme gelirken terazini ve gözlerinin bağını unuttun?





Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Alıntı 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. Bu yazının tüm hakları yazara aittir. Kaynak göstermeden kopyalanamaz ve alıntı yapılamaz.

2 yorum:

  1. Çok güzel anlatmışsın. Bu gün şunu hissettim, terör şehire indi. Artık, nerede ve nasıl olacağını beklemek kaldı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ruhumuz karardı... Son günlerde aldığımız her ölüm haberiyle, yaşama sevincimiz ve umudumuz da biraz öldü..

      Sil