şirince'den sur'a uzanan hüzünlü bir köy hikayesi

Ününü sağır sultanın duyduğu, daracık otantik sokaklarında turist yoğunluğundan yürümenin zorlaştığı, arada bir tertemiz havasını solumak ve güzel şaraplarından tatmak için gittiğimiz günümüzde artık Selçuk ilçesine bağlı bir mahalle olan Şirince Köyü son gezimde bambaşka duygular uyandırdı bende.

Bir zamanlar aynı ölçüde bol sayıda pencerelerin cephelerini süslediği, her birinin aynı yöne bakıp aynı manzarayı izlediği zarif beyaz evlerin doğayla kaynaşıp görsel bir ziyafet sunduğu bu şirin mi şirin köyü izlerken içimi saran hayranlığın yerini büyük bir hüzün kaplıyor bu gezide.

para ve imandan bankayı yaratan kent efes

Günümüzde taşınabilir maddi varlıklarımızın ve paralarımızın teminatı olan bankalar devlet güvencesinde iken, geçmiş çağlarda tapınakların, rahiplerin dolayısıyla tanrıların güvencesinde saklanmış.

Para ve iman ne zaman iç içe geçmiştir derseniz, beş bin yıl kadar geriye gitmemiz gerekir. Bu iç içe geçmenin kurumsallaşmasını ise 2600 yıl önce Efes kenti sağlamıştır kesinlikle.

Mezopotamya'da 4. binden itibaren tapınakların ve rahiplerin ürünlerin depolanması ve korunmasında etkin bir şekilde görev aldıkları anlaşılır. Sümerler'de Ur Şehrinde ele geçen buluntulara göre (3500-3100) halk topraktan elde ettiği üründen ailesine yetecek kadarını ayırıp kalanı tapınağa verir. Ürünlerin fazlası tapınaklarda toplanıp, bunlardan tapınağın ve krallığın ihtiyacı karşılandıktan sonra geri kalanı başka ülkelerle; ülkede olmayan kereste, maden gibi ürünlerle takas yapılır

Kayserilinin ticari zekası ve başarısının sırrı nerede gizli?

Mezopotamya; Doğu Anadolunun yüksek ve karlı dağlarından doğup Güneydoğu Anadolu, İran'ın güneyi, Suriye'nin kuzeydoğusu ve Irak'ın büyük bölümünü aşıp, Bağdat yakınlarında birleşerek Basra Körfezine dökülen Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan coğrafi bölgeye verilen isim.

Bir ülke veya kent adı olmadığı gibi; iki nehrin havzasında kalan verimli toprakları nedeniyle binlerce yıl çekim noktası olup, pek çok göç alan, üzerinde farklı uygarlıklar ve ülkeler kurulan bu verimli toprakları tanımlamak için Helen yazarlar tarafından kullanılan,  ''iki ırmak arasındaki yer'' anlamına gelen bir kelimedir Mezopotamya.

aşkı ölümsüzleştiren iki ağaç... ıhlamur ve çınar

Doğa mucizelerle dolu; kimi zaman bir dağın ilginç görüntüsü hayrete düşürürken bizi, kimi zaman bir ağacın mucizevi silüeti ile irkiliriz. Biz sadece şaşkınlık ve hayranlıkla izlerken; atalarımız sadece izlemekle kalmamış insanın içine işleyen duygulu ve anlamlı hikayelerle ölümsüzleştirmişler doğadaki bu mucizeleri. Tıpkı tek bir gövdede büyüyen iki ağaç; ıhlamur ve çınar ile aşkları bu ağaçlarla ebedileşen Baukis ve Philemon'un efsanesi gibi.

Toprağındaki bereket ve iklimindeki çeşitliliği aratmayacak niteliktedir efsaneleri de Anadolu'nun. Bu efsanelerin en güzellerinden biri de yine Anadolu'dan, bir zamanlar Frigya Krallığı sınırlarında kalan Bergama'dan. Hikaye Bergama Ovasındaki aynı kökten beslenip iki ayrı dal veren ıhlamur ve çınar ağacına ait.

homeros vadisinde hacı olunur mu?

Bugün hacı oldum, hem de kısa yoldan. Ne otobüse bindim; ne de kilometrelerce yol gittim araçla. Bornova'dan bir kaç yüz metre kentin içinde yürüyerek ilerledikten sonra, nasıl olduğunu bile anlamadan yemyeşil bir vadinin koynunda buluverdim kendimi.

Homeros Vadisinde çok uzun süredir yürümek istememe rağmen bir türlü fırsatını bulamamıştım. Kısmet bugüneymiş ve Biz Bize Yürüyelim sloganıyla yola çıkan ekiple biz bize hacı olmak varmış:) Yürüyüş tamam da, nedir bu hacılık işi derseniz; onun da kerameti Smyrnalı Homeros'ta.

eski çağdan ülkeler arası istemeden öldürmeye bir örnek

Lidya kralı Kroisos'un  M.Ö 546 Pers mağlubiyetinden sonra ülkesi Perslerin eline geçer. Lidya Krallığının hakimiyeti altındaki İyon kent devletleri de teker teker Perslere boyun eğmek zorunda kalırlar.

Pers imparatorları İyon Kent Devletleri üzerindeki kontrollerini kendi atadıkları tiranlar sayesinde sağlarlar. Tiranların yönetimdeki katı tutumları ve Perslerin uyguladıkları ağır vergiler, deniz ticareti yapan gemilere uygulanan baskılar, deniz ticaretiyle geçimini sağlayan kentlerde zaman içinde huzursuzluk ve isyana neden olur.

yukarı kızılca... üç din iki mezhebi barındırmış köy


Katıldığım ''Biz bize yürüyelim'' sloganıyla yola çıkan sıcacık bir grubun yürüyüş etkinliği, hayal ettiğimden çok daha güzel bir köyün keşfiyle noktalandı bugün. Tanışıklıkları ve dostlukları belli ki epey eskiye dayanan bir arada olmanın mutluluğunu yaşayan, keyifli ve coşkulu grupla; yürüyüşün başlangıç noktası olan Kemalpaşa ilçesinin Yukarı Kızılca Köyüne ulaşmak için yaptığımız yolculuk, yaklaşık kırk beş dakika sürüyor.

Ekip kahvaltı için köy meydanındaki kahvehanelere dağılırken; ben de, benim için bir köyde olmazsa olmazlarımdan çınar ağacını görmenin hoşnutluğuyla, ağacın altındaki masaya çöküyorum. Bu detay, zihnimde köyün gezilip görülmeye değer olduğunu gösteren artı hanesine yazılıveriyor hemen. Çünkü; dallarıyla köy meydanını hakimiyetine alan asırlık çınar ağaçları, köylerin köklü geçmişinin de yaşayan şahitleridir bana göre.