Cumartesi, Ekim 29

ana tanrıçanın kenti metropolis'ten torbalı'ya


Metropolis, İzmir'in Torbalı ilçesinin beş kilometre kadar güneyinde, M:Ö 3. yüzyılda Büyük İskender'in komutanı Lysimakhos'un adamları tarafından kurulan bir İyon kenti. ''Ana tanrıçanın kenti'' anlamına gelen, ana tanrıçanın '' Metergallesia, Metagallesya'' isminden esinlenilerek Metropolis adını alan kentin bulunduğu sit alanı, yaklaşık iki yüz dönümlük bir araziyi kapsıyor.

Kente adını veren ana tanrıça Kibele'ye, Batı Anadolu'da neolitik çağdan itibaren, mağaralarda, kaya tapınakları ve açık hava tapınağı gibi kayalık doğal alanlarda ibadet edilmiş. Gallesion dağının kuzeyinde, kentten yaklaşık beş kilometre uzaklıkta yer alan iki mağarada yapılan kazılar sonucu  ele geçen 554 pişmiş topraktan heykelciğin 404 tanesinin ana tanrıçaya ait olduğunun saptanması, Kibele'nin tapınım gördüğü alanlar konusundaki tezleri güçlendirmekte. Mağarada çok sayıda aşık kemiğinin bulunması buranın aynı zamanda kehanet merkezi olarak da kullanılmış olduğunu da göstermekte.

Metropolis kentinin günümüze ulaşan kalıntıları her ne kadar Helenistik ve Roma Dönemine (M.Ö 3. yy sonrası) ait olsa da; Küçük Menderes (Kaystros) havzasında verimli topraklar üzerinde kurulan kentin geçmişi, M.Ö 3000'li yıllara dayanmakta. Smyrna ve Efes'i birbirine bağlayan antik yol üzerinde kurulan kent, antik çağda ekonomik açıdan oldukça gelişmiş.

metropolis
                                                 Kaystros (Küçük Menderes) Ovası

Kentlerin talihi de insanlara benziyor biraz; yüzyıllar içinde, arada kesintilere uğrasa da, başladığı şekilde devam ediyor genelde. Metropolis'in antik çağda; Efes, Smyrna, Nif, Kolophon, Notion kentlerinin ortasında yer alması zenginleşip gelişmesine neden olmuşken, günümüzde de konumu ve verimli toprakları sayesinde aynı zenginliğe ulaşmış.

İzmir'in hemen 45 km uzağında, sessiz sedasız arı gibi çalışan bu mütevazi ilçenin, İzmir'in vergi yükünün yarısını kaldırdığına, Ege Bölgesindeki 100 büyük firmadan 15'ine, Türkiye'nin 500 büyük sanayi kuruluşundan 6 tanesine ev sahipliği yaptığına, ödediği vergiyle ülkemizdeki 81 ilin  77 tanesini geçip 5. sırada yer aldığına kim ihtimal verir?

İyi talihine rağmen, tarih içinde mütevazi bir kent görüntüsünde olan Metropolis'in mirasçısı Torbalı; aynı mütevazi görüntüyü de miras olarak almış belli ki. Vergide, ihracatta, ülke ekonomisine sağladıkları büyük rakamlara tezat; kiraladıkları emekleri karşılığında kendilerine ödenen küçük paralarla yaşamını sağlayan, dar gelirli vatandaşlardan müteşekkil bir kent görünümünde Torbalı.

İnsan emeği üzerine kurulan zenginliklerde sosyal haklara olan duyarlılığın azaldığı bir gerçek. Metropolisliler; tarihin ilk köle isyanı ve sosyal hareketi olan Aristonikos ayaklanmasında Roma'nın yanında yer alarak, Bergamalı Aristonikos'a ve onun Güneş Ülkesi Askerlerine karşı savaşmışlar. Kölelere özgürlük ve yabancılara vatandaşlık hakları gibi söylemlerle yola çıkan Aristonikos'a Foça (Phokia) destek verirken, Anadoludaki kölelerini kaybetmek istemeyen pek çok krallık ve Efes, Smyrna gibi zengin İyon Kentleriyle beraber Metropolis'de Roma ordusunun yanında saf tutmuş.

metropolis
                                                       Bizans Sur Duvarları

Metropolislilerin Roma ordusuna verdiği destek, Meclis Binasının kuzeyinde hamam kalıntılarının arasında bulunan, M.Ö 2. yüzyılın önemli tarihi kalıntılarından biri olan ''Apollonios Yazıtı'' ile belgelenmekte. Metropolisli Apollonios bir grup gençle, Aristonikos'un çoğunluğu özgür insanlar olma idealiyle yola çıkan kölelerin oluşturduğu ordusuyla savaşmak için Thyateira'ya (Akhisar) gider.  Bu savaşta ölen Apollonios'un anısına dikilen anıtta; ''Metropolis'in değerli evladı, kahraman, kent sorunlarını çözmesini bilen, Bergama Krallığı bütçesinden Metropolis kentinin gençlerinin yetişmesi için kaynak sağlayabilen hayırsever insan Apollonios'' yazıtı yer almakta.
Metropolis'in, bu savaşta Roma ordusunun yanında yer almasının mükafatını ilerleyen zamanda aldığını, Roma İmparatorluğu tarafından kente yapılan yardımlardan anlamak mümkün.

Ticaret yolu üzerinde kurulan kentin ekonomik açıdan oldukça geliştiği, Hegeias isimli bir bankerin varlığı ve kentin zenginlerinin sosyal yapıların yapımında yardım ettikleri de biliniyor.
Örneğin meclis binası ve agoranın bitişiğinde yer alan, agorada toplanıp felsefi ve siyasi toplantılar, dini törenler, ticari ve kültürel etkinlikler için bir araya gelen kent halkının, yağmurdan ve güneşten korunması amacıyla; yaklaşık 67 metre uzunluğunda ve 10.5 m genişliğinde, iki tarafa sıralanmış sütunlar üzerinde bir üst örtüyle kapatılan stoanın sütunlarının dışa bakan kısımlarında, bir takım yazıtlar ele geçmiş. Bu sütunlardan birinin tamburu üzerinde, kentin ilk sponsorlarından birinin ''Demetrios oğlu Kharesios bu sütunu halkı için dikti'' bağış notu okunmakta.

Kentin tarihindeki zengin yardımseverler yönünden talihi, günümüzde de devam ediyor. Metropolis'in kazısı, Philip Morris, Sabancı Vakfı, Meseder (Metropolis Sevenler Derneği) ve Torbalı belediyesinin katkılarıyla Celal bayar Üniversitesi tarafından yapılmakta. Yine bu stoa içinde yapılan kazılarda, bilgilendirme amaçlı olarak duvara kazındığı tahmin edilen, Yunan ve Roma takviminin karşılaştırmalı olarak işlendiği bir yazıt ele geçmiş.

metropolis
                                                               Hamam

Stoanın hemen alt tarafında hamam-gymnasium kompleksi yer alıyor. Roma dönemi hamamlarının genel özelliği olan sıcaklık (kalderium), ılıklık (tepiderium) ve soğukluk (frigidarium) bölümleri burada da net olarak gözlenmekte. Hamamın sıcaklık bölümünün ısıtması, yer döşemesinin altındaki bir metre yüksekliğindeki ısıtma sistemi (hypocaust) ve duvarların içine yerleştirilen içi boş tuğlalarla (tubuli) sağlanmış. Hamamın bitişiğinde yer alan spor kompleksinde gençlerin ders gördüğü salonlar ve spor yaptıkları palestra denilen alan yer alıyor.

 M.Ö 2. yüzyıla tarihlenen bir yazıtta, bu sosyal kompleksin yöneticisinin Alexandra Mirton isimli bir kadın olduğu yazmakta. Günümüzden 2200 yıl önce kentin böylesine büyük sosyal tesisinin bir kadın tarafından idare ediliyor olması, kadınların antik çağda iş yaşamından çok da uzak olmadığına iyi bir örnek olsa gerek. Aynı yazıtta bahsedilen triklinium denen üç tarafı mermer oturma sıralarıyla çevrili ziyafet odaları keşfedilmiş. Kompleksin köşesine bitişik durumda, 25 kişi kapasiteli olduğu tahmin edilen, latrina'nın (tuvaletler) geçmişte nasıl göründüğünü gözümüzde canlandırabilmemiz için, kazı ekibi tarafından küçük bir bölümü ahşapla restore edilmiş.

Metropolis kenti plan olarak kurulduğu coğrafyanın topografik yapısına uydurularak planlanan, ızgara planlı şehirlere örnek gösterilebilecek kentlerden biri. Dik bir meyille aşağı doğru uzanan arazide kurulan kentin akropolü, yamacın en yüksek noktasında yer almakta. Ele geçen yazıtlarda kentin koruyucu tanrısının savaş tanrısı Ares olduğu ve burada onun adına yapılmış bir tapınağın varlığı anlaşılmakta. Kentin aşağılarından akropolise merdivenli bir yolla ulaşılırken, dik yamaçtan aşağı doğru inen yağmur sularının tahliyesi için kanallar yapılmış.

Hamam kompleksinin alt kısmında etrafı sütunlarla çevrili, ortasında bir havuzun yer aldığı avlu (atrium) ve kenarına odaların sıralandığı bir konuta rastlanmış. Konutta yer alan mozaik süslemeli koridorun her iki ucunda ''İyi şanslar'' anlamına gelen dilek Yunanca ''Agatha Tykhe'' ve Latince ''Bona Fortuna'' olarak yazılmış. Evin bazı duvarlarındaki renkli duvar freskleri ve ağırlık ölçü malzemeleri nedeniyle bu konutun ticarethane olduğu düşünülmekte.

metropolis
                                                            Meclis Binası

M.S 272  yılında büyük bir tahribata uğrayan kent terk edilmiş fakat Bizans döneminde tekrar kullanılmaya başlamış. Bu dönemde Arap akınlarından korunmak için, Metropolis kentinin helenistik dönem surları güçlendirilip, kuzeye doğru biraz daha genişletilmiş. Genişletme işlemi yapılırken, sur duvarı meclis binasının tam ortasından geçirilip, antik kentin yapılarının taşları, bu kalenin yapımında kullanılmış. Metropolis'de en yakındaki mevcut malzemeyi kullanmak geleneğinin iyice abartılıp, heykellerin de duvar taşı olarak kullanıldığı anlaşılıyor. Meclis binasının içinden geçen Bizans sur duvarlarına gömülmüş halde bulunan, 2500 yıllık helenistik döneme ait başsız bir kadın heykeli, duvarda yapı malzemesi olarak kullanılan heykellerden sadece biri.

Meclis binası stoanın hemen üst terasına kareye yakın bir planda yapılmış. Basamaklarla üç bölüme ayrılan dairesel oturma sıralarının iki tarafına yukarıya doğru uzanan merdivenler konmuş. Bu merdivenler sayesinde salona giren meclis üyelerinin oturanların dikkatini dağıtmadan sıralara oturması sağlanmış. Meclis binasının önde iki giriş kapısının ve üç penceresinin olduğu, üç tarafını çeviren duvarları içine yapılan nişlere önemli kişilerin veya meclis üyelerinin heykellerinin konduğu düşünülmekte. Ortada yarım daire şeklindeki alanda sunakların izine rastlanmış.

Kadınların süslenme merakının, dolaplardan taşan süs eşyalarının pek de yakın tarihlerde başlayan bir alışkanlık olmadığının, çok eski çağlardan itibaren günümüze ulaşan bir gelenek olduğunun göstergelerinden birine Metropolis kentinde de rastlanmış. 2009 yılında bulunan hiç ellenmemiş durumdaki bir kadın mezarında, 41 adet koku şişesi, aynalar, pullar ve bir çift küpe ele geçmiş.

metropolis
                                                               Tiyatro

Metropolis'in iyi korunmuş durumda gün ışığına çıkarılan yapılarından biri de küçük ve zarif tiyatrosu. Erken Helenistik döneme tarihlenen yaklaşık dört bin (3600) kişi kapasiteli, tamamı ana kayaya oyularak iki diazomalı yapılan tiyatro, taştan yapılmış tiyatroların en erken örneklerinden biri. Tiyatronun orkestra ve alttaki oturma sıraları erozyon nedeniyle toprak altında kaldığı için, oldukça iyi korunmuş durumda. Bizans döneminde toprak altında kalan tiyatronun üzerine konutlar ve çiftlik evleri yapılmış. Yakın tarihe kadar gösterilerin sergilendiği orkestra bölümü, yakınlardaki bir cam atölyesinin atıkları için kullanılmış.

Tiyatroda ele geçen yazıtlardan, mekanın sadece tiyatro gösterileri için değil, sosyal ve dini törenler için de kullanıldığı anlaşılıyor. Roma döneminde tadilat gördüğü anlaşılan tiyatroda, sahne binası genişletilerek, orkestra zemini mavi-beyaz mermerlerle kaplanmış. Philip Moris ve Sabancı ortaklığının katkılarıyla restorasyon çalışması tamamlanan tiyatronun locaları, orijinal yerlerine taşınmış.

Tiyatronun hemen alt tarafında bulunan atriumlu (avlulu) evde zemini figürlü mozaikle kaplı odalar bulunuyor. Dört mevsimi simgeleyen bu mozaikler üzerinde Dionysos ve karısı Ariadne, Menad, Eros, balık ve kuş motifleri yer alıyor. Mozaik süslemeleri nedeniyle konutun tiyatroya ait bir resepsiyon salonu işlevi gördüğü düşünülmekte.

metropolis
                                                 Resepsiyon Salonu Mozaikleri

Son yıllarda, başlangıçta yamaçta yerleşim gören kentin ilerleyen dönemlerde ovaya doğru yayıldığını gösteren bir hamam yapı kompleksi ortaya çıkarılmış. Hamam kompleksinde soğukluk (frigidarium) bölümünün yanında uzanan salon, beş adet zemini mozaik döşeli bölmeden oluşuyor. İçinde ele geçen günlük kullanım için yapılmış cam ve pişmiş topraktan kaplara dayanarak bu bölmelerden birinin yemek ve davet salonu olarak kullanıldığı düşünülmekte. Hamam yapısının kuzey, güney ve batı dış duvarlarının etrafını dolaşan, üzeri tuğla tonozlarla örtülü, çok iyi korunmuş durumda ortaya çıkarılan koridorun, o dönemde hamam çalışanları tarafından kullanılan ''servis koridorları'' olduğu biliniyor. 40 metre uzunluğundaki koridorun; genişliği 2.40, yüksekliği ise 3m. Batıdaki servis koridorunda genç bir çocuğa ait ayak izlerine rastlanmış.

Kazılarda sadece sosyal içerikli yapılar bulunmuşken 2015 yılında ilk defa dini içerikli bir yapıya, Baş tanrı Zeus adına yapılmış bir tapınak alanına rastlanmış.  Bu alanda bulunan yazıtlardan anlaşıldığı kadarıyla Zeus ilk defa burada ''Krezimos'' unvanıyla anılmış. Metropolis'e ait yerel bir sıfat olduğu anlaşılan Krezimos'un  Metropollis'e bolluk ve bereket getiren koruyucu  Zeus anlamına geldiği düşünülüyor.

Kentin döneminde zeytinyağı ve kaliteli şarap yapımında oldukça başarılı olduğu biliniyor. Coğrafyacı Strabon güzel şarap yapan kentleri sayarken, Metropolis'i de bu listeye dahil eder.

metropolis
                                                        Zeytinyağı İşliği

Bizans ve beylikler döneminde de varlığını devam ettiren kentin, 17. yüzyılda Evliya Çelebinin verdiği bilgiye göre, Osmanlı döneminde Kızılhisar adıyla kaza statüsüne geldiğini öğreniyoruz.

19. yüzyılda Aydın -İzmir tren yolu yapılırken bölgeye gelen Abdülhamit , Küçük Menderes (Kaystros) ovasına hakim kenti ve verimli toprakları görünce, buranın sahibi Baltacı Dimyos isimli Rumdan parasını vererek çiftlik arazilerini satın alır.  Afrika'dan tarlalarda çalışmak üzere getirtilen işçilerin yerleştirilmesiyle, günümüzdeki Torbalı'nın pek çok köyü bu dönemde kurulur.

19. yy sonlarında Afrika'dan köle olarak getirilen Afrotürkler yoğun olarak İzmir çevresinde özellikle Torbalı ve Bayındır'da iskan edilip pamuk tarlalarında köle olarak çalıştırılmışlar. Torbalı'da Subaşı köyünde yoğun olarak bulunan Afrotürkler 1926 yılında tüm vatandaşlar gibi TC kimliklerini almışlar. Yıllar içinde unutulmaya yüz tutan kendilerine özgü bir bayram olan ''dana bayramı'' nı son yıllarda tekrar canlandırmaya başlamış Afrotürkler. Bu bayram Türkler'de baharı karşılama ritüeli. Üç cuma süren bu bayramda birinci cuma ''dellal'', ikinci cuma ''peştemal'', üçüncü cuma ise ''dana bayramı'' olarak isimlendiriliyor ve törenleri ''Godya'' denen grubun liderleri tarafından yönetiliyor.

Geçmişle renkleri dışında hiç bir bağları kalmayan, renkleri ve varlıklarıyla Anadolunun çok renkliliğinin bir parçası olan Afrotürkler; taşıdığımız T.C kimliğinin ne anlama geldiğinin ve her birimiz için Cumhuriyetimizin ne derece kıymeti bilinesi bir nimet olduğunun en büyük göstergesi. Bundan 93 yıl önce sınıfsal farklılıklar, ırksal, renksel ve cinsel ayrılıklar dünyada tüm hızıyla sürerken; her birimize yasalar önünde eşit, özgür bireyler olmanın yolunu açan Mustafa Kemal Atatürk ve dava arkadaşlarına duyduğumuz minnet sonsuz, Cumhuriyetimize bağlılığımız tamdır.





2 yorum: