26 Haziran 2019 Çarşamba

şair simonides'den tanrı kadını yarattı

Tarih boyu şairler ve yazarlar erkeklerin kavgaları, savaşları, kahramanlıkları, ve cesaretleri üzerine methiyeler dizerken, kadınların yaratılışlarını vurmuşlar yerden yere. Kadın kimi zaman ilham kaynağı, kimi zaman baş belası olarak almış yerini dizelerde...

Yaşlandıkça insan verimliliğinin düşmesi bir yana daha da arttığını gösteren, 80 yaşında şiir ödülü alan ve günümüze ulaşan fragmanları birer özlü söze dönüşen Simonides'in kadının yaratılışına dair yazdığı şiiri bulunduğu çağda  kadına bakışı yansıtması açısından oldukça ilginç.

Resim susan bir şiir, şiir konuşan bir resim sanatıdır''
Konuşmuş olmaktan dolayı  çok pişmanlık duydum, susmuş olmaktan hiçbir zaman''
''Üç türlü kimse var ki bu dünyada
Ne kadar övsen karlı çıkarsın
Kimdir bunlar? Tanrılar, metresin, kralın''


Gibi sözleriyle tarihe geçen M.Ö 556-468 yılları arasında yaşayan Ceos'lu Simonides(Günümüzde Yunanistan'da Keo adası) antik çağda yaşayan uzun ömürlü ve en verimli şairlerden biri.

sudan çıkan undine
                                             Sulardan Yükselen Su Perisi (Undine)
                                                  (Chauncey Bradley İves, 1881)

İlkin tanrı kadının aklını farklı yaptı
kadının birini uzun-kıllı dişi domuzdan yaptı,
bundandır evinde her şeyin baştan başa kir pas içinde,
darmadağın olup yerlerde yuvarlanması,
kendisi yıkanmadığı gibi entarisini de yıkamaması,
gübre üstünde oturup yağ bağlaması.

Sonra yaptı tanrı şirret dişi tilkiden
bütün kadınların yamanını; hiçbir kötülük
kaçmaz onun gözünden ne de iyilik kaçar
kimine der kötü, kimine de iyi diye;
meşrebi değişkendir bir öyle bir böyle.

Bir diğeri kancıktan yapılma,
muzır, ve kerameti kendinden menkuldür;
her şeyi duymak, her şeyi bilmek ister,
gözleri felfecir okur her yerde gezinir
hiç kimseyi görmese bile gevezelik eder durur.
tehditle zaptedemez bir adam onu,
ne durdurabilir öfke içinde taşla vurup
dökse dişlerini ağzına, ne munisçe dil dökse,
ne de misafirlerin yanında olsa bile tesadüfen,
beyhudedir onun dik kafalı saçmalamalarını
durdurmaya çalışmak.

Bir diğerine Olymposlular biçim verip
Topraktan sakat olarak vermişlerdir adama;
böylesi ne kötüyü bilir ne iyiyi
tek bildiği tıkınıp durmaktır.
tanrı ne zaman yapsa amansız bir kış,
titrer durur, çeker iskemlesini ateşin yanına.

Sonra yaptı deryadan, zihni çatallanan bir kadın,
bir gün gelir pürneşe güler durur;
onu evde gören misafir övgüler düzer:
“yoktur daha makbul bir kadın bütün insanlar arasında
ne de daha iyi bir tanesi,”
Sonra bir bakarsın katlanılmaz ne bakmaya
ne de yanına gitmeye, öfkeden kudurmuştur,
enikleri yanında bir kancık gibi canavara döner,
yatıştırılamaz, burnundan solur
dostuna da düşmanına da eşit derecede;
tıpkı derya gibi sıklıkla çarşaf gibidir, zararsızdır,
gemiciler için büyük neşe kaynağıdır,
yaz mevsiminde, oysa sıklıkla da ateş püskürür
çalkalanır durur gümbürdeyen dalgalarla
böyle kadın da bu meşreptedir işte.
Denizin değişken doğasına sahiptir böyleleri.

Bir diğerini yaptı kül rengi
tekrar tekrar kaşağılanmış bir merkepten
ancak zorlayınca, tokatı indirince razı olur her şeye,
makul yükleri bile boşanır sırtından,
bu esnada gece gündüz tıkınır evin en iç odasında
homili gırtlak ocağın başında.
Sevişmeye gelince de
yoldan geçen buyursun.

Bir diğeri sansardan yapılma,
sansarın da zavallı sefil bir türü:
onda eser yoktur çünkü güzellikten, çekicilikten
onda ne latiflik ne de şirinlik bulunur,
sevişmede tecrübesizken bir de yatak delisi
geldi mi karşısına adamın midesi allak bullak
çalıp durur, çok bela açar komşusunun başına
hep midesine indirir yakılmamış kurbanları.

Diğeri uzun-yeleli zarif bir kısraktan yapılma,
berbat eder kölelerin işlerini,
elini sürmez değirmen taşına,
ne kalburu yerinden kaldırır,
ne kürer gübreyi evin dışına,
ne de oturur tandırın başına
dumandan çekindiğinden.
Zorlar durur adamı aşığı olmaya;
yıkar her gün kirini iki kez kimileyin üç kez,
parfüm sürer durur kendine,
adetidir daima taramak saçlarını sıkı sıkı
donatmak çiçeklerle.
Kadının böylesi başkasına güzel görünür,
oysa ona sahip adama tam bir baş belası,
değilse tabii bir tiran
ya da hükümdarlık asası sahibi,
yüreğini böyle şeylerle hoşnut eden birisi.

Bir diğeri maymundan yapılma: bu var ya
Zeus’un er kişiye verdiği en büyük beladır.
Çirkin mi çikindir yüzü; böyle kadın
kente indi mi bütün insanların alay konusu olur
kısacıktır boynu, zor çevirir;
eti de yoktur budu da, bir iskelet sanki.
Vah zavallı adam böyle bir ucubeyi kucaklar
üstelik bilir bütün dolapları, numaraları
tıpkı bir maymun gibi· Gülenlere aldırmaz,
ne de kimseye iyi bir şey yapar,
gözleri bütün gün aranır durur,
olabilecek en büyük kötülüğü yapmak için.

Bir diğeri bal arısından yapılma,
şansı yaver giden bir tanesi,
çünkü hiç bir suçlama uğramaz ona,
o iş başındayken adamın yaşamı serpilir, büyür;
aşk içinde yaşlanır sevilesi bir adamla birlikte,
anası olur seçkin bir ailenin yakışıklı oğullarının.
Öne çıkar bütün kadınlar arasında,
tanrısal lütuf kuşatır onu.
Hoşuna gitmez oturmak
cinsellikle ilgili konuşan kadınlar arasında.
Böyle kadınlar en iyisidir, en faziletlisi
Zeus’un lütfettiklerinin;

Zeus’un düzeniyle bütün bu türler
erkeklerin yanında dururlar.
Zeus’un ürettiği en büyük beladır bu kadınlar;
onlara sahip olana bir yararları dokunuyor gibi
görünüyorlarsa da, bilhassa bela olurlar onlara;
bir gün dahi onunla birlikte olan biri hiç
mesut olamaz, bir kadınla birlikte olan biri,
ne ansızın gelen Açlık’ı evinden uzaklaştırabilir,
ne evine sızan düşmanı, ne de tanrıların garezini.
Ne zaman evinde gönlü-hoş görünse bir adamın
ya tanrının nasibiyle ya da insanların zarafetiyle
bulur suçlayacak bir şey,
kuşanır miğferini kavga çıkarmak için
varsa bir yerde kadın adam kabul edemez
evine gelen misafiri gönül rahatlığıyla.
Dedim ya en aklı başında görünen kadın,
kocasının aklı bir karış havadayken,
en büyük rüsvalığı yapar, komşular
görüp sevinirler nasıl da faka bastığına er kişinin

Her adam över kendi karısını hatır gönül bilerek
oysa döner yerer başkalarının karılarını,
fark edemeyiz işte nasibimizin aynı olduğunu.
Zeus’un ürettiği en büyük beladır bunlar
ve vurmuştur prangaya bizi çözülmez bir köstekle,
ta ki Hades alıncaya kadar yanına
kadınlar uğruna didişen bu kişileri.

bakire vestal
bakire vestal

                                 
                                                                         Örtülü Bakire Vestal ( Raffaelle Mondi,1846-1847)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder