çiy tanesi ve bir annenin gözyaşları

Troya savaşında, Anadolu'nun hemen her köşesindeki halklar Troyalılara destek verirken, bu desteğin Habeşistan'a kadar uzandığı, iki kıtanın savaşına Memnon'la beraber Afrika'nında dahil olduğu görülür. Hektor'un Akhilleus (Aşil) tarafından öldürülmesiyle, Habeşistan kralı Memnon ordusuyla beraber Troya'ya yardıma gelir

Memnon'un babası, Hektor'un Troya kralı babası Priamos'un soyundan gelen ve şafak tanrıçası Eos tarafından kaçırılıp Habeşistan'a götürülen Tithonos'tur. Baba tarafından akrabalığı mıdır onu troya'ya getiren bilinmez ama, ordusuyla taze bir umut olarak gelir Hektor'un ölümüyle umutsuzluğa düşen kente.

Memnon efsanelerde yanık yüzlüler diye anılan, şafakla gece arasına sıkışmış koyuluktaki teni, güçlü kuvvetli bedeni, tanrı Hephaistos tarafından kendisine yapılan silahları ve tanrıça annesi nedeniyle Akhilleus'a denk bir savaşçıdır.
memnon
                                                            Memnon

Savaştaki ilk karşılaşması Aias ile olur ama bu karşılaşma sonuçsuz kalır. Ardından Aka ordusunun, yaşlı ve bilge Pylos kralı Nestor'la kapışır. Memnon Nestor'la kavgası sırasında, babasına yardıma gelen Nestor'un  oğlu Antilokhos'u öldürür.

Antilokhos Akhilleus'un Patroklos'tan sonra en yakın arkadaşıdır. Patroklos Hektor tarafından öldürüldüğünde, bunu Akhilleus'a söylemeye, acı haberi ona iletmeye kimse cesaret edemez. En sevdiği arkadaşının, can yoldaşının öldüğünü Akhilleus'a söyleme işini üstlenen delikanlıdır Antilokhos. Şimdi ise; kendi acı haberi gidecektir arkadaşına.

Akhilleus'un, yakın arkadaşı Antilokhos'un da, bu kez Memnon tarafından öldürülmesiyle intikam ateşi düşer içine. İnsanlarda savaşma güdüsünü körükleyen de bu değil midir zaten? İntikam duygusu..Sonu olmayan, bir sizden bir bizden anlayışı? Patroklos'un intikamını almak için Hektor'la dövüşen Akhilleus, bu kez arkadaşı Antilokhos için Memnon'la dövüşmeye hazırlanır.

memnon ve akhilleus
                                   Antilokhos için dövüşen Memnon ve Akhilleus
                                    Arkalarında Anneleri Eos ve Thetis (M.Ö 530)
                               
Oğullarının teke tek dövüşeceğini gören iki ana, soluğu Olympos'ta, Zeus'un yanında alırlar. Memnon'un annesi Şafak tanrıçası Eos ve Akhilleus'un annesi deniz tanrıçası Thetis. Her ikisi de oğlunun savaştan canlı çıkması için yakarırlar Zeus'a.

Zeus iki savaşçıyı kader tartısına vurur ve ölüm Memnon'un kefesinde ağır basar. Akhilleus ise Memnon'u öldürdükten hemen sonra ölecektir. Savaşta birinin ölümüyle kazanılan zaferin ne kadar yanıltıcı olduğunun özetidir teraziden çıkan. Birini öldürmekle değil ölümden kurtulmak; ölüme ne kadar yaklaştığının da ibret alınası göstergesidir bu tartı.

Bugün gençler ölürken ölümlere sevinip bunu zafer sananların, yarın ölümün eşiğinde olduğunun nasıl da farkına varmadıklarının, savaşın ve kavganın sıralı ölümlerden öte bir şey olmadığının da özetidir kader tartısından çıkan karar.

Çıkan sonuçtan hangi ana sevinebilir? Birinin ölümü hemen, diğerinin ki ise belki yarın veya daha kısa zamanda olacaktır. Eos yas içinde ayrılırken, Thetis seğirtir oğlunun yanına, yalvarır Akhilleus'a bu dövüşten vaz geçmesi için.

Akhilleus öç almak, Memnon'u öldürmek için yanıp tutuşmaktadır; dinlemez tabi anası Thetis'i. Kavganın sonunda Memnon Akhilleus'un kargısıyla can verir. Şafak tanrıça Eos, oğlunun ölüsünü savaş meydanından alarak, ağlaya ağlaya taşır ülkesine doğru.
eos ve memnon
                                  Ölen Oğlu Memnon'u Taşıyan Eos (M.Ö 490-480)

Hani güne uyandığımızda gördüğümüz, şafakta, sabahın erken saatlerinde bitkilerin üzerine düşen, nadide bir taş parçası gibi ışıl ışıl parlayan, o küçücük çiy taneleri vardır ya; işte, bir ananın evladı için döktüğü göz yaşlarıdır onlar. Evladının ölüsünü ağlayarak taşıyan şafak tanrıçanın, gözlerinden dökülen yaşlardır bitkiler üzerine konan.

Son yıllarda, çiy taneleri öyle bir arttı ki, sağanak yağışa döndü adeta ülkemizde. Nasıl besleniyorsa bitkiler yağmurun yokluğunda çiyle, öyle besleniyor politikacılar anaların göz yaşlarıyla. Toprak nasıl gençlerin kanıyla ıslanıyorsa, üzerindeki bitkiler de anaların göz yaşlarıyla yıkanıyor.

Dileğimiz ve umudumuz ise; toprağı su yerine gençlerin kanıyla, bitkileri anaların göz yaşlarıyla ıslatan aç gözlü politikacılar ve politikalardan bir an önce kurtulabilmek ve sabah uyandığımızda çiyleri görünce ''acaba bugün hangi ananın göz yaşları aktı'' diye düşünmek yerine, doğanın bu mucizevi olayını zevkle izleyebilmek.






Creative Commons Lisansı
 Bu eser Creative Commons Alıntı 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. Bu yazının tüm hakları yazara aittir. Kaynak göstermeden kopyalanamaz ve alıntı yapılamaz.

4 yorum:

  1. tebrik ederim sizi, müthiş bir yazı paylaşmışsınız, selamlar!

    YanıtlaSil
  2. Ben bu yazıyı kaçırmışım. Yazıyı okuyunca şehitlerin anneleri aklıma geldi. Acı dayanılacak gibi değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çiy tanesine mitolojide yüklenen anlam hep çok etkileyici gelmiştir bana. Her dönem anlamını yitirmeyen efsanelerden biri.

      Sil