başa tac olan aşk... defne

Apollon tanrılar arasında hem gözü hem kulağı okşayan özellikleriyle en göz alıcı olanı belki. Kusursuz erkek güzelliği, bir kadının ruhunu okşayacak şiir, müzik gibi sanatsal yeteneği ve bu kavramlar üzerindeki hakimiyetiyle, mutlu sonla biten aşk hikayeleri beklenirken, aksine aşktaki talihsizliğiyle öne çıkan bir tanrı. Talihsizliğinin nedeni olarak ise Eros'u, yani Aşk'ı hafife alması ve onu hor görmesi gösterilir Apollon'un.

Olimpos'ta tanrıların katıldığı bir ziyafette karşılaşır Eros (Aşk) ve Apollon. Sırtında okları, elinde gümüş yayı ve yürürken yeri göğü inleten adımlarıyla güçlü kuvvetli bir delikanlıdır Apollon. Karşısında okları sırtında, küçücük yayı elinde, sevimli bir erkek çocuk silüetindeki Afrodit'in oğlu Eros'u gören tanrı dalga geçer Aşk'la. Kendisi  canavarları, vahşi ve güçlü hayvanları, insanları oklarıyla öldürürken, küçücük oklarla onun ne yapabileceğini söyleyip dalga geçer Eros'la. Eeee Aşk bu; ne hafife almaya, ne de dalga geçmeye gelir onunla. Onun bu küçümseyen sözlerine içerleyen Eros'un intikamını alması uzun sürmez Apollon'dan.


Apollon'a dair efsaneler içinde en etkileyicisi antik çağdan günümüze kadar pek çok şair ve yazara esin kaynağı olan Defne'ye olan aşkının yer aldığı mitoloji olmalı. Kutsal alanlarında ve tapınaklarının etrafında mutlaka bulunan defne ağacı, kehanetlerde kullanılan defne yaprağı ve onun adına yapılan bayramlar ve kutlamalar sırasında başa takılan defne dallarından taçlarla, defne Apollon'un kutsal ağacı olarak mitolojide yerini alır.

apollon ve defne

Defne güzeller güzeli bir Artemis rahibesidir. Upuzun sarı saçları, Afrodit'e rakip olabilecek güzelliği, incecik kuğu gibi vücuduyla ırmak tanrısı Peneus'un kızı bir su perisi olarak tasvir edilir. Babası Peneus güzel kızının evlenmesini ve kendisine güzel torunlar vermesini istemekte fakat Defne inatla kendisini adadığı tanrıçası Artemis gibi bakire bir rahibe olarak hayatını sürdürmek isteğinde direnmektedir.Sonunda kızının mutluluğu için bakire bir rahibe olarak hayatını sürdürme isteğine boyun eğmek zorunda kalır baba Peneus.

Güneşli ve güzel bir günde ağaçların kucakladığı yemyeşil kırlarda sarı saçları rüzgarın esintisinde savrulan Defne'yi görür Apollon. İntikamını almak için bekleyen Aşk zaman bu zamandır deyip, hazırladığı iki oktan ucu altına batırılmış, vurulan kişiyi aşk ve tutkuyla yakacak olan oku yayına yerleştirir ve tam kalbine hedef alır Apollon'un. Kurşuna batırılmış ucuyla insanı aşktan uzaklaştırıp kaçıran ikinci oku Defne'ye yöneltir Eros.

Oklar hedefini bulur ve tam kalplerinden vurur Apollon ve Defne'yi... Ve aşktan kaçan buz kesmiş bir kalple, aşkla yanan bir kalbin kovalamacası başlar. Ölene kadar bekaret yemini eden Defne bütün gücüyle koşup kaçarken, kendisini kovalayan insan kılığına girmiş Apollon onu yakalayabilmek için koşarken bir yandan da ikna etmek için dil dökmektedir.

Melih Cevdet Anday Apollon ve Defne'nin efsanesini işlediği bir şiirinde şöyle konuşturur Apollon'u;

Büyülediğin kimmiş öğren
Ben ne bir dağlı, ne bir çobanım
Oklarından sakınılmaz tanrıyım
Koca Zeus'tur babam

Geçmişi, bugünü, geleceği
Benimle bildi herkes, benimle bilir.
Saz tellerine ben verdim seslerini
İlaçlar yaptım yabanıl otlardan

Ama bana çare değil şimdi hiç biri
Kimden kaçıyorsun öyle sen?
Asıl sensin benim avcım
Beni sen vurdun can evimden.

Kaçmaktan yorgun düşen Defne kaçarak kurtulamayacağını anlayınca tanrıçası Artemis'e ve nehir tanrısı babasına yalvarır. ''Tanrıçam ne olur beni yanına al''. Babasına yakarışı ise bir çeşit serzeniştir Defne'nin. Lanetli güzelliği yüzünden başına gelen bu beladan kendisini kurtarması için varlıkları dönüştürme gücüne sahip nehir tanrısı babasından yardım diler Defne.

Apollon güzel periyi yakalayıp kollarıyla saracağı sırada imdadına yetişen babası; her mevsim yeşil kalan pırıl pırıl yaprakların hoş kokulu çiçeklerini sardığı defne ağacına dönüştürür genç kızı. Yakalayıp sarıldığı anda defne ağacına dönüşen aşkından tanrı Apollon'a, efsanelerine kutsal ağacı olarak geçen defne ağacının dalından koparıp başına taktığı, hep başında taşıdığı defne yapraklı bir taç kalır geriye ve; ''sevdiğini başına taç yapmak'' ya da ''başında taşımak'' deyimi miras olur bize de...




Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Alıntı 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.Bu yazının tüm hakları yazara aittir. Kaynak göstermeden kopyalanamaz ve alıntı yapılamaz.

10 yorum:

  1. Çok etkileyiciydi hikaye.. Kaçan kovalayan, aşık olan, aşka iknaya çalışan bu ara hayatımın genel hatlarını oluşturduğu için..

    Aşkla bir dönem çok dalga geçip akabinde 6 yılını aşka vermiş biri olarak kendisini ciddiye almayandan intikamını en acılı şekilde aldığını söyleyebilirim.. Kalemine sağlık şu dönem okuduğum ve en sevdiğim yazılardan oldu kendisi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin bu konudaki ilginç deneyimlerini takip ediyorum:) Kendinden bir şeyler bulmana ve efsaneyi beğenmene sevindim. Sevgiler.

      Sil
    2. Ben de Apollon gibi bir tanrıyla kendime ortak payda biçmeme gülüyorum şu an. Bak bundan bile kendime pay çıkarabilirim :)

      Sil
    3. Apollon'a tanrı vasfını yükleyen ve sahip olduğu niteliklerle donatanlar da senin benim gibi insanlar:)) Ortak payda biçmenden daha doğal ne olabilir?

      Sil
  2. Yazıyı baştan sonra sürüklenerek, büyük keyifle okudum; ama sondaki "başına taç etmek" bilgisi benim için gol oldu kesinlikle... Çok, çok güzel. Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dilimize yerleşen pek çok şeye öyle alışmışız ve doğal gelir ki bize; neden bu deyimleri kullandığımızı düşünmeyiz bile çoğu zaman.

      Sil
  3. Defne' nin mitolojik öyküsünü hiç bu kadar akıcı ve yalın bir dille yazılanını okumamıştım. Ellerinize sağlık. Kimseyi başa taç yapmamak gerek; bunu kaldıramayıp şımarıyorlar hemen. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Efsaneden benim çıkardığım ders birini başına taç yapmaya hazırsan; onu kaybetmeye de hazırlıklı olman gerek:))

      Sil
  4. Erkeklerin genel karakteri; elde edemediğinde arkasından koş...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki de arkadan koşulanlar haber veya efsane değeri taşıdığından bizlerde böyle bir kanı oluşmuştur.:))

      Sil