demeter... mevsimleri oluşturan anne ve evlat sevgisi

Hiç merak ettiniz mi mevsimler nasıl oluşur? Neden her bahar bitkiler hayat bulup, çiçekler açıp, tabiat neşeli bir güne uyanır? Neden son bahar gelince, baharla beraber hayat bulan bitkiler ve yapraklar toprağa karışıp, dünya hüzünlü bir bekleyişe gömülür? Ve niçin kış mevsiminde verimli araziler çorak topraklara dönüşür?

Bu soruların cevabını bir annenin çocuğuna duyduğu sevgi ve özleme yüklemiş geçmişte insanlar. Demeter ve Persephone'nin efsanesiyle, annenin evladına duyduğu sevginin, bağlılığının ve özleminin şiddetini, dünyanın mevsimsel döngüsünün gücüne eş değer kılmışlar.


Demeter bereket tanrıçasıdır, toprağın işlenmesinin, ekinlerin yeşermesinin sorumlusu, yani insanların yaşamsal kaynaklarının yöneticisidir. Bir annedir aynı zamanda Demeter. Zeus'la beraberliğinden doğan, ''genç kız'' anlamına gelen ''Kore''diye de anılan, Persephone'nin annesidir.
Çok güzel bir genç kız olan Persephone'ye büyük bir sevgiyle bağlı olan Demeter, yanından hiç ayırmadığı kızıyla beraberdir her zaman.

hades ve persephone
                                        Hades ve Persephone (G.L.Bernini 1621-22)

Persephone güzel ve güneşli bir günde genç kızlarla beraber kırlara çiçek toplamaya çıkar bir gün. Ölüler dünyasının efendisi tanrı Hades, kardeşleri göklerin efendisi Zeus ve denizlerin sorumlusu Poseidon'la dünyayı paylaştıklarında, payına düşen yeraltında, kasvet ve yalnızlık içinde yaşamaktadır. Kırlarda çiçekler içinde Persephone'yi görünce; güzel kıza vurulup, yalnızlığının ve hükümdarlığının ortağı yapmaya karar verir. Arkadaşlarından uzaklaşıp yalnız kaldığı anda, güçlü atların çektiği arabasıyla, yarılan yerden hızla yeryüzüne fırlayıp, genç kızı arabasına attığı gibi arkasında bir tek tanık bırakarak, Persephone'nin ''Anne kurtar beni'' çığlıklarıyla, tekrar toprağın altına döner.

Kızı uzun süre yanına gelmeyince Demeter yana yakıla aramaya çıkar Persephone'yi. Arabasını çeken atları son sürat koşturup, yedi kez dolanır dünyanın etrafını ama nafile. Ne gören vardır kızını ne de yerini bilen. Acılı ana toprağı da ürünleri de unutmuş, kızının derdine düşmüş, tanrıçanın yaşlarla ıslanan gözlerine inat; toprak kurudukça kurumuş, insanlar büyük bir kıtlığa düşmüştür.

Olayın tek tanığı; o anda ışıltılarıyla dünyayı aydınlatmakta olan güneş tanrısı Helios, Demeter'in çektiği acıya daha fazla dayanamaz ve güzel kızını yeraltının efendisi Hades'in kaçırdığını söyler Demeter'e. Zeus'tan habersiz Hades'in böyle bir şeye cüret edemeyeceğini bilen Demeter, öfkeyle Zeus'un yanında alır soluğu. Eğer kızını Hades'in yanından alıp kendisine getirmezse, toprakta tek bir ekini yetiştirmeyeceğini söyler Zeus'a. Olympos'u terk edip dünyaya dönen acılı ana tehdidini yerine getirir ve tek bir ürün kalkmaz topraktan.

Zeus bakar ki durum vahim; bu gidişle dünyayı kıtlık saracak, insanoğlu açlıktan kırılıp gidecek ve kendisine ne dua eden, ne ibadet edip adaklar sunan tek bir insan kalmayacak. Bir çıkış yolu bulmaya çalışır kara kara düşünerek.

Demeter'e der ki; ''Kızını geri getireceğim fakat bunu yapabilmem için Persephone'nin yer altında ağzına hiç bir şey almaması lazım. Eğer ki kızın oraya ait bir şeyi tatmış, ya da yemişse; Hades'in alanına girmiş olur ve elimden hiç bir şey gelmez''.

Genç kızı krallığına götüren Hades, onu yeraltının ve kendisin kraliçesi yapabilmek ve gönlünü çelebilmek için çaba harcamaktadır bu arada. Persephone'ye kendisiyle evlenmesi halinde, nasıl bir krallığın sahibi olabileceğini göstermek için her yolu denemekte, tatlı sözlerle kalbini, gücüyle aklını çelmeye çalışmaktadır.

Zeus'un Persephone'yi annesine geri vermesi için gönderdiği haberci tanrı Hermes'i karşısında gören kurnaz tanrı, son bir hamle yapar genç kızı yanında tutmak için. Elinde tuttuğu nar tanelerini uzatarak kalbinin ve krallığının sahibi olduğunu söylediği Persephone'ye kendisini bırakıp giderken en azından bu güzel ve tatlı meyveyi tatmasını rica eder. Durumdan bihaber olan ve üzüntüsünden o güne kadar ağzına tek bir şey koymayan Persephone, Hermes'in kendisini uyarmasına fırsat kalmadan, tekrar dünya yüzüne çıkacak ve güneşin gülümseyen yüzünü görecek olmanın mutluluğuyla nar tanesini atıverir ağzına.

persephone ve demeter
                                              Persephone ve Demeter (M.Ö 100)

Persephone nar tanesini yiyince, eli boş çıkar Hermes yer altından. Bunu gören Demeter tekrar yasa bürünür. Kendisine ne kadar yalvarılsa boş. Tanrıça üzüntüsünden ne toprağı, ne ekini, ne insanı düşünecek durumda değildır. Bunun üzerine bir çözüm önerir Zeus; Persephone yer altından bir şey yediği için onu tamamen Hades'ten alması mümkün değildir fakat, yılın üçte ikisini yeryüzünde annesinin yanında, geri kalan üçte birini ise, yer altında Hades'in yanında geçirecektir.

Kızını en azından yılın büyük çoğunluğunda görebilecek olmanın tesellisiyle kabul eder bu öneriyi Demeter. Güzel kızın yeraltından çıkması ile, bir annenin evladına kavuşmasının coşkusudur ilkbahar. Tüm dünyayı berekete, sevinç ve mutluluğa boğar Demeter. Yapraklar sevincinin tanığıdır, neşeyle fışkırırlar dallardan. Çiçekler coşkusunun dile gelişidir, rengarenk sararlar doğayı. Ekinler yeşerip tane tane buğday başaklarına dönerler. Ve insanlar baharın gelişini, anneyle kızının kucaklaşmasını, Thesmophoria Bayramı dedikleri törenlerle kutlarlar her bahar.

Ne zaman ki kızının yer altına inme zamanı yaklaşır, sararıp solar bütün yeşiller. Annenin üzüntüsü tüm doğayı sarar. Kuruyup toprağa karışır tüm otlar, çiçekler. Tüm dünyayı bir hüzün kaplar bir baştan bir başa.

Ve Persephone'nin yer altına, Hades'in yanına inmesiyle kış mevsimi gelir. Bir annenin özlemle kuruyup kavrulan yüreği gibi çoraktır toprak... Kaygılı, yaslı, soğuk bir uykuya yatar; özlemin biteceği, yüzünün güleceği günün bekleyişiyle, sessizce...






Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Alıntı 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. Bu yazının tüm hakları yazara aittir. Kaynak göstermeden kopyalanamaz ve alıntı yapılamaz.

4 yorum:

  1. Müthiş etkileyici bir hikaye. Allah anneleri ve evlatlarını hiç ayırmasın...
    Emeğinize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin... Hiç bir anne evlatsız kalmasın, hiç bir çocuk anasız büyümesin.

      Sil
  2. Efsaneleri severim ve Demeter' den fazlaca etkilendim. O çağlarda mı yaşasaymışım ne?
    Anne olmak böyle bir şey, evladını kurtarmaktan asla vazgeçmiyor. Ellerinize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Annelik içgüdüsü bazen hayatta kalma içgüdüsünden bile daha güçlü olabiliyor. Gerçekten ilginç bir durum.

      Sil