zekası erkeğin benliğine hapsedilen kadın... metis

Mitolojide soyut (akıl, adalet, şans v.b)  ve somut (ay, güneş, dağ, deniz, akarsu v.b gibi) pek çok kavram tanrı veya tanrıça formlarıyla ifade edilmiş. Toplumda erkeğin geçmişte ve hatta günümüzde devam eden baskın rolüne;  kadının fikren, zihnen ve fiziken erkeğin gerisine itilmiş durumuna bakıldığında, tanrı ve tanrıçalara yüklenen bazı vasıflar tezatlıklar göstermekte.

Erkeklerin normal yaşantısında kadına asla kaptırmayacağı bazı niteliklerin tanrısal formlarının kadın olması, ilginç ve düşündürücü.. Bunlarının en başında da akıl, zeka, mantık, bilgelik ve strateji gibi kavramlar gelir ki erkeklerin bunları kadın tanrılara nasıl olup da bırakabildikleri şaşılası bir durumdur. Bu kavramların temsilcisi iki tanrıça Metis ve kızı Athena'dır mesela.


Titan soyundan olan Metis Okeanus ve Thetys'in kızı, Zeus'un ilk eşidir. Zeka, sağduyu, strateji ve bilgeliği temsil eden Metis; kelime anlamı olarak ''Metiao'' yani düşünme anlamına gelen bir kelime kökünden türetilmiş. Burada Metis'e yüklenen anlam durağan bir zekadan öte, geleceği kestirip planlama yapabilme, strateji geliştirebilme, kurnazlık, becerikli olma gibi özellikleri de içinde barındıran kıvrak bir zekaya sahip olmadır.

Zeus doğan çocuklarını yutarak yok eden babası Kronos'u etkisiz hale getirip iktidarı ele alınca; Kronos'un yuttuğu çocukları kusarak geri çıkartması için hazırladığı karışımı Zeus'a verip, babasına içirmesini söyleyen Metis'tir. Zeus'un iktidar mücadelesinde onun için bilge bir danışman, zekasıyla kurnaz bir planlayıcıdır.

athenanın-doğuşu
                                        Athena'nın Doğuşu ( R.A. Houasse 1645-1710)

Zeus tanrılar tanrısı olarak tahtına oturduğunda; iktidarı için ilk tehdit Metis'le ilgili bir kehanetle gelir. Kehanete göre Metis önce bir kız çocuk; ardından dünyanın kaderini tayin edecek, Zeus'un tahtına oturacak, göklerin efendisi olacak bir erkek çocuk doğuracaktır. Zeus annesi Rhea'nın bu kehanetini duyunca iktidarını elinden alacak bir erkek çocuk dünyaya getirmeden, hamile Metis'i yok etme planları yapmaya başlar.

Zeka ve ileri görüşlülükte, aklını mantıklı kullanabilme, strateji ve kurnazlıkta herkesi geride bırakan birini nasıl yok edecektir peki? Baş tanrı Metis'i onun yöntemleriyle yok etmeye karar verir tabii. Birini alt edebilmenin en etkili yolu; onun silahlarıyla savaşmaktır değil mi?

Bir oyun teklif eder şekilden şekle girebilme yeteneğine sahip karısına. Kim büyüdükçe büyüyecek, ya da küçüldükçe küçülebilecektir? Türlü türlü canlıların şekline bürünür her ikisi de; Metis kocası ve sevgilisi olan bir erkeğe güvenmeyip de kime güvenecektir? Onun varlığına duyduğu güvenin etkisiyle en vahşi canlıdan, en savunmasızına dönüşür birer birer. Tam en savunmasız olduğu canlıya dönüştüğündeyse; tek hamlede yutuverir Metis'i Zeus. Hayatta en büyük darbeler en çok güvenilenlerden gelmez mi zaten?

Zeus'un midesine indirdiği akıllı tanrıça boş durur mu orada? Doğacak kızını dünyaya tam savunmalı göndermek için kalkanı ve mızrağını işler sabırla Zeus'un içinde. Kızının doğum zamanı yaklaştığında şiddetli bir baş ağrısı başlar Zeus'da... Ne durdurmak mümkündür, ne de kurtulmak bu acıdan... Tanrı Hephaistos'u çağırır haykırarak Zeus yardıma. Elindeki balyozu kafasına vurup, bu ağrıyı dindirmesini ister demirci tanrıdan.

Hephaistos'un Zeus'un başına indirdiği darbelerin ardından, bir elinde mızrağı, bir elinde kalkanı yetişkin bir savaşçı kız fırlar tanrının başından...  Metis'in zekası ve strateji yeteneği yanında; insanoğluna zanaatları öğretecek, yeri geldiğinde savaş meydanlarında ortalığı kasıp kavuracak gök gözlü  Athena'dır Zeus'un başından doğan bu tanrıça... Bakire bir tanrıça olarak anılan Athena, saf bilgiyi ve insanoğlundaki öğrenme güdüsünü temsil ettiği için belki de bu şekilde anılmakta.

Zeus'un Metis'i yutması düşünürleri oldukça çok meşgul etmiş olmalı ki asırlarca türlü yorumlar getirmişler bu efsanenin temeline. Kimi tanrıları ve insanları yöneten Zeus'un yönetme işi için kaba gücün yanı sıra ince bir zekaya, kurnazlığa, planlama ve strateji geliştirme gibi niteliklere sahip olma zorunluluğunun bir sonucu olarak; onu yutarak tüm Metis kaynaklarına sahip olup, benliğinde hapsettiğini savunmuş...
Kimi Metis'i Zeus'un içindeki bir danışman olarak görevini sürdürdüğünü düşünmüş...
Kimine göre ise Metis zaten hiç bir zaman var olmamış en baştan beri aslında Zeus'un aklını kullanan yönünü vurgulamak için efsanelerde yerini almış.

Bana göreyse; erkeğin kaba güçle kontrolü altına aldığı kadındır Metis. Erkeğin kadını kontrolü ve denetimi altına alıp; kadının sahip olduğu becerileri kendi denetiminde kullanmasının miladıdır belki bu efsane. O gündür bu gündür, erkek cinsi kadının sahip olduğu zekası, becerikliliği, strateji ve planlama gücünü; kimi zaman dini, kimi zaman toplumsal yasalarla hala denetiminde tutmakta büyük oranda...


3 yorum:

  1. Bu efsaneyi ya unuttum ya da okumamışım. Kadınla yol almasını bilmeyince onu sindirmenin bir yolunu ille bulunur...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Metis'i Lilith'e benzetirim biraz. Hep Zeus ve eşi Hera anlatılır da Metis'den pek söz edilmez; tıpkı Adem ve Havva'da Lilith'in gözardı edilmesi gibi.

      Sil
    2. güzel yazınız için teşekkürler

      Sil