Perşembe, Şubat 5

izmirin büyük kusuru

İşe gitmek için apartmanın  kapısından hızla dışarı fırlamamla sağanak yağışın altında açıyorum gözlerimi;  '' kabus başlıyor'' diye düşünerek, üzerimdekilerden ,yağmurdan kuru kurtarabildiğim kadarına şükredip, koşarak arabaya atıyorum kendimi.

Trafikte yol kenarında göllenen suları teğet geçebileceğim şeridi kestirmeye çalışarak, arada zikzaklar çizip, iş yerine doğru yol alırken; İzmir'de her yağmurlu günde olduğu gibi, yine içimden geçmişe bir gönderme yaparak, bir taraftan düşünüyorum:
İzmir (Smyrna) M.Ö. 3000 yıllarında 100 dönümlük bir ada olan, günümüzde Bayraklı ilçesi sınırlarında yer alan  Tepekule Höyüğü'nde kurulmuş bir kent. Başlangıçta küçük bir adacık iken; Meles Irmağı ve Yamanlar (Spylos) Dağından sel sularının getirdiği alüvyonlarla dolmasıyla, günümüzdeki Bornova'nın bulunduğu alan oluşur ve yarımadaya dönüşür. İlerleyen dönemlerde ise, burası bir tepecik haline gelir.

Kuruluşundan sonra M.Ö 1050 yıllarında aldığı Dor göçlerinden sonra başlangıçta Aiol birliğine bağlı bir kent iken, M.Ö 800 yıllarında İyon Birliğine katılır. En parlak dönemlerinden birini yaşadığı bu dönemde; kurulu olduğu Bayraklı civarında, sokakları parke taşı döşeli olan ve şehir yerleşmesinde ızgara planının uygulandığı ilk kent olarak tarihte yerini alır. M.Ö.7 ve 6.yüzyılda en parlak dönemine ulaşır. Bu parlak dönemi, önce Lydia Krallığının, ardından Pers İmparatorluğunun istilasıyla kesintiye uğrayan kent; Perslerin 546 da kenti tahrip etmesi sonucu halkının kenti terk edip, çevre köylere göç etmesiyle, ışıltısını tamamen yitirir.

smyrna
                                              Bayraklı Höyüğü,Athena Tapınağı

Smyrna'nın arkaik dönemdeki  parlak günlerine tekrar dönüşü, İskender'in Anadolu'da idareyi ele geçirmesiyle olur. Rivayete göre; İskender M.Ö 334 yılında, Pagos Dağına (Kadifekale) ava gider ve burada bulunan Nemesis Tapınağının önünde, bir çınar ağacının altında uykuya dalar. Rüyasında tanrıçalar kendisine Pagos Dağı eteklerine bir kent kurmasını söyler. Bu düşü yorumlatmak için gidilen Klaros Apollon Bilicilik Merkezindeki kahinler ; ''Kutsal Meles'in ötesinde Pagos'a gidecek göçmenlerin üç ya da dört defa mutlu olacağını'' bildirirler. Bu söylencede aktarılan olayların tasviri, daha sonraki dönemde, Roma sikkeleri üzerinde de görülür.

İskender bir düşü takip ederek, eski yerleşiminin olduğu Bayraklı yerine, Pagos Dağı'nın tepesinden limana kadar uzanan alana, Helenistik Dönem Smyrna'sının kurulmasının talimatını verir. Günümüzde izleyebildiğimiz devlet agorası, gymnasium ve tapınak yapısı limana uzanan bu düzlük alanda yer alır.

İzmir'in bu dönemdeki yerleşimi hakkında detaylı bilgiyi  M.S 1.yy'da Smyrna'yı gezen Strabon verir. Smyrna'nın  o dönemdeki kentlerin en güzeli olduğunu, bir parçasının tepede surlarla çevrili alanda, büyük kısmının ise ovada limanın, Metroon'un ve Gymnasium'un yakınında yerleştiğini söyler. Kentin caddelere ayrılışının özel bir şekilde düzenlendiğini, denize doğru birbirlerine olabildiğince dik doğrular halinde sıralandığını ve taşlarla döşendiğini, bu nedenle sıcak yaz günlerinde denizden gelen esintiden faydalanıldığını anlatır. Meles Irmağının yakınlarında aktığını ve kapatılabilen bir limana sahip olduğunu söyledikten sonra, övgülerini burada bitirip, bakın ne der:

''Fakat kentin hiç de küçük sayılamayacak bir kusuru vardır. Bu kusur; mühendislerin yaptığı işten ötürüdür. Şöyle ki : Caddeleri döşedikleri zaman, yer altında kanal sistemi yapmamışlardı. Bu nedenle; özellikle yağmur sırasında pislik yüzeye çıkar ve caddelere yayılır.''

smyrna
                                 Pagos Dağından (Kadifekale)  Limana Uzanan İzmir

İşte 2000 yıldır düzeltilemeyen o büyük kusura söylenerek iş yerime ulaşıyorum güç bela. İçimden 2000 yıldır bu soruna hala çözüm bulamayan, bunca senede bir arpa boyu yol alamayan, yönetici ve mühendislere uzun uzun saydırıp, trafikte çektiğim eziyetin hıncını alıyorum:)) Her yağmurda kızıp, yaz gelince çektiğim çileyi geride bırakarak affedip, unutuveriyorum bu kusuru.

Arabayı park edip su birikintileri üzerinden atlaya zıplaya binadan içeriye atıyorum kendimi. Ayaklarım kuru yere temas edip, başıma damlayan sulardan kurtulunca; pencereye yaklaşıp, yağmurun altında uzanan İzmir'i seyrediyorum. Herodot'un ''İyonlular kentlerini, en güzel gökyüzü altında ve en güzel iklimde kurdular'' sözleri geliyor aklıma ve biraz hafifliyor kızgınlığım.

smyrna
                                                    Yağmur Sonrası İzmir

Klaros'lu kahinlerin burada yaşayacak halkın ''üç ya da dört defa mutlu olacağı'' sözlerini düşünüyorum. İzmir'in son yıllarda sergilediği,cumhuriyetin değerlerine, demokrasiye, hak ve özgürlüklerimize sahip çıkan tutumunu anımsıyorum. İzmir halkının Kadifekale'nin Pagos Dağını sarması gibi; Cumhuriyetin değerlerini korumak için; etten, candan ve ruhtan bir kale olarak tüm ülkeyi sarması geliyor gözümün önüne. İzmir bana göre, ülkenin son yıllarda içinde bulunduğu koşullarda, tavrıyla, tarzıyla ve dik duruşuyla, kahinlerin sözünü ettiği bu üç veya dört defalık mutlu dönemden birisini yaşıyor. Ben bu dönemi gören ve yaşayan biri olmanın mutluluğunu ve şansını hissediyorum bir an ve kusuru ister büyük, ister küçük olsun; her haliyle bu kenti çok sevdiğimi hatırlatıyorum kendime.

Yaz aylarının gelmesi bir yana, daha yağmurun durmasını bile beklemeden affediveriyorum bu büyük kusuru:)) ''O kadarcık kusur, kadı kızında da bulunur'' deyip,  işimin başına geçiyorum.













Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Al 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.Bu yazının tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder