Pazar, Mart 15

nergis..günümüzde narkissos ve ekho

Eskiden nergisleri gördüğümde hatırladığım Narkissos (Narsis) ve Ekho'nun (Eko) mitolojik öyküsünü bu aralar idarenin başındakileri izlerken anımsıyorum hep. Önceden duygulu ve hoş gelen hikayeden neredeyse soğumaya yüz tuttum son zamanlar.

Narkissos güzelliğiyle görenleri büyüleyen bir delikanlı, Ekho ise kimsenin ulaşmayı başaramadığı bir peridir. Hikaye ikisinin karşılaşmasıyla başlar.

Ekho görünce Narkissos'u ıssız bir kırda dolaşırken,
arzu sardı gönlünü, düştü gizlenerek izlerinin ardına,

bir çıranın ucuna sürülmüş yanıcı kükürt
yaklaşan alevi nasıl kaparsa,
Ekho'da yaklaştıkça ona daha yakından, yanıyordu aşkla.
Kaç kere okşayıcı gözlerle ona sokulmak,
kaç kere yumuşak dileklerini ona sunmak istedi.
Yaradılışı izin vermedi söze başlamaya
ancak sözleri bekleyebilirdi ki, onlara cevap yollayacak.
narkissos ve ekho
                               Narkissos ve Ekho John William Waterhouse (1849-1917)

Narkissos bağırır ''Orada kim var ? ''Ekho ''Varrr'' diye cevap verir. Narkissos ''Burada buluşalım'' der, Ekho koşarak çıkar gelir ormandan hemen. Ama Narkissos Ekho'yu görünce ;''Olacaksa her şeyim senin, ölmek yeğdir'' diyerek, koşarak uzaklaşmaya başlar oradan. Ekho aşkıyla erir, ne yiyebilir ne içebilir. Zaman geçtikçe tükenir ve ölüme teslim olur.

Ekho Narkissos'un kibrine kurban olur da tanrılar boş durur mu? Adalet elbet tanrılar tarafından uygulanır.

Azra Erhat'ın kitabından alıntı yaptığım,  Ovidius (M.Ö 43-M.S 17) tarafından kaleme alınan ve Can Yücel tarafından çevirilen anlatıyı olduğu gibi paylaşmak istiyorum ben de. Çünkü gerçekten çok güzel ve büyülü bir anlatımı olan dizeleri arada bir zevkle okuyorum.

 Berrak bir pınar vardı, dalgalarında gümüşler oynaşır,
Ona ulaşan ne bir çoban, ne otlayan bir keçi, ne bir sürü,
Ne vahşi bir hayvan, ne ağaçtan düşen bir dal;
tek bir kuş bile yoktu onun sükunetini bozan.
Çevresinde en yakın suyla beslenen bir çayır,
ve oranın güneş ışığıyla ısınmasına engel olan orman.
Pınar ve yerin güzelliği çeker onu kendine,
uzanır Narkissos av yorgunluğu ve sıcağın verdiği ağırlıkla yere.

Gidermek isterken susuzluğunu, artıyordu bir yandan susuzluğu,
içtikçe suya vuran güzelliğine hayran,
seviyordu tensiz bir hayali, vücut sanıyordu sulardakini.
Donakaldı Paros mermerinden bir heykele benzeyen o aynı yüzle
kımıldamaksızın , bakıyordu kendine kendi şaşkın şaşkın...
narkissos ve ekho
                                                               Narkissos

Bilmeden kendini arzuluyor, severken onu, kendini seviyor.
İsterken kendini istiyordu, içini yakan ateşi tutuşturan da kendiydi.
kaç kere aldatan öpücükler sundu aldatan pınara...
Ellerini kaç kere daldırdı, boşa kavuştu kolları sularda.
Neyi gördüğünü bilmiyor, fakat yanıyordu onunla,
gözleri aldatan hayal onu coşturuyordu.

Anlıyorum, o benim,aldatmıyor artık beni artık hayalim.
Tutuşturan da ben,yanan da. Kendime olan sevgimle yanıyorum.
ne yapayım? İsteneyim mi? İsteyeyim mi? İstenecek ne kaldı artık?
beni yoksul ediyor varlığım; arzuladım benimle.
Ayrılabilsem vücudumdan; garip bir dilek seven için ama,
Sevdiğim uzak olsa keşke. kemirsin artık gücümü acı,
ve geldi son günleri ömrümün,göçüyorum hayatımın baharında.
Ölüm gelmeyecek bana ağır, dinecekse acılarım.
Sevdiğim daha ömürlü olsun dilerim.
Ve şimdi can verelim ikimiz bir solukta.
narkissos ve ekho
                                            Salvador Dali'den Narkissos ve Ekho

Narkissos suyun başında, gün geçtikçe eriyip gider, Ekho uzaktan seyrederken sevdiğini, Narkissos'un suya ve doğaya karışan iniltilerini tekrarlar durur.

Şunlar oldu son sözleri gözlerini ayırmadan sulara bakan Narkissos'un:
''Ey boş yere sevdiğim çocuk''; yer tekrar iletti dediklerini.
''Elveda''  deyince o, bağırdı Ekho:''Elveda''
Yorgun başını dayadı sık çayırlığa
ölüm kapadı efendilerinin güzelliğine hayran gözlerini.
hala bakıyordu kendine, yer altına göçtükten sonra bile;
bakıyordu styks sularına. Dövündüler bacıları Naias'lar
kesik saçlarını yanıbaşına koydular; dövündüler Dryas'lar,
Ekho'da katıldı onlara. tam sedyeyi,odun yığınını, titreyen meşaleleri hazırladılar,
vücut yoktu hiç bir yerde, yerinde sarı göbeğini
beyaz yaprakların kucakladığı bir çiçek buldular

narkissos ve ekho
                                                                   Nergis

Narkissos'un suyla başlayan aşkı,nergisin suya karışmış haliyle devam eder. Nergis, Narkissos'un toprakta kalan hali ise, Nilüfer çiçeği de suya düşen yansımasıdır.

narkissos ve ekho
                                              Selman Çetin Objektifinden Nilüfer

Narkissos zaman içinde narsisizm kelimesine kaynaklık ederek, kişinin kendisine tapması veya kendisini fazla sevmesini ifade etmek için kullanılmaya başlar. Narsisizmin tanımı daha çok krallar, firavunlar ve diktatörleri tanımlarken anlam kazanır. Kendilerini her şeyin üzerinde gören ve kontrolü altında tutmak isteyen bu kişiler, sürekli güçlerini kaybetme korkusu içinde  sürdürdükleri yaşamlarında daha yıkıcı, şüpheci, yalnız ve korkak olmaya başlarlar.

Kendisini yönetimin en tepesine taşıyan Narkissos ile geride yerine bıraktığı Ekho'sunun sarmaş dolaş aşklarını izliyoruz son zamanlarda. Narkissos bağırıyor ''Yapılacak'''; Ekho tekrar ediyor ''Yapılacak''.
İnanıyorum ki başımızdaki Narkissos bir gün kibri, hırsı ve kendine olan aşkıyla eriyip, tükenip, ölüp giderse gömüldüğü toprakta değil bir nergis, ot bile yetişmeyecek. Ama lütfeder de biterse bir ihtimal, hem boyuna hem karakterine uygun bir devedikeni bitecek.






Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Al 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. Bu yazının tüm hakları yazara aittir.Kaynak göstermeden kopyalanamaz ve alıntı yapılamaz.

2 yorum:

  1. Allah'tan bu yazıyı önceden görmemişim ama iyi ki gördüm. Önceden görsem bu narkissos konusunda tek satır yazmazdım. Çünkü bu yazı çok güzel olmuş.

    Laf aramızda sanki bu yazıdan etkilenmişim de yazmışım gibi olmuş ama gerçekten yeni gördüm. İlginç.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Sizin yazınız da güzel ve eğlenceliydi keyifle okudum :) Okurken hiç görmüş olabileceğinizi düşünmedim zaten, öyle olsa daha farklı ele alırdınız.

      Sil